Kıymetli Evrakın Zıyaı ve İptal Davası

kayseri ticaret avukatı

Kıymetli evraka bağlı hak, ancak senedin hamili olmak ve senedi ibraz etmek şartıyla elde edilir. Bu nedenle kıymetli evrakın kaybolması, çalınması, kullanılamaz hale gelmesi gibi durumlarda kıymetli evraka bağlı hakkın son bulması gibi bir durum söz konuş olamaz. Sadece hakkın devri ve ileri sürülmesi imkansızlaşır. Alacaklı borçludan bir şey talep edemez. Böyle bir durum alacaklı açısından haksız ve telafisi güç bir durum yaratır. Hukuk sistemimizde, alacaklıyı bu zor durumdan kurtarmak için KIYMETLİ EVRAKIN ZIYAI VE İPTAL DAVASI düzenlenmiştir.

  

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ;

 

“MADDE 651 

(1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.

(2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.

 

MADDE 652

(1) İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.

(2) Bunun dışında iptal usulü̈ ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır.”  Şeklinde düzenlenmiştir.

 

Kaybolan kıymetli evraktaki hakkın talep edilebilmesi için öncelikle mahkeme kararı ile senedin iptaline karar verilmelidir. Hak sahibi ancak iptal kararından sonra hakkını talep edebilir.  

 

ÖDEME YASAĞI KARARI 

 

TTK’nın 757. Maddesine göre; İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişiödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.

 

Kıymetli evrakın kaybı, çalınması halinde senedi kaybeden kişi ilk önce, ilgili mahkemeden tedbir niteliğinde ödeme yasağı kararı almalıdır. Mahkemece tedbir kararı alındıktan sonra iki farklı durum karşımıza çıkmaktadır.

 

1. Senedin kaybolduktan sonra kimin elinde bulunduğunun bilinmesi.

2. Senedin kaybolduktan sonra kimin elinde bulunduğunun bilinmemesi.

 

Senedi kaybeden şahıs, senedin kimin elinde bulunduğunu biliyorsa bu kişiye karşı İstirdat Davası açması gerekmektedir. Şayet senedin kimin elinde bulunduğu bilinmiyorsa SENEDİN İPTALİ DAVASI açılmalıdır.  Bu süreçte iyi bir kayseri avukattan hukuki destek almanız şiddetle tavsiye edilir.

 

SENEDİN YIPRANMASI DURUMUNDA NE YAPILMALI?

 

Senedin yıpranması durumunda senedin iptali için mahkemeye başvurulması hukuken mümkün olmayıp, talebiniz mahkemece reddedilir. Çünkü;

 

6102 sayılı TTK’nın 488.maddesi “Bir pay senedi veya ilmühaber, tedavülü mümkün olmayacak derecede yıpranmış veya bozulmuşsa ya da içeriği veya ayırt edici özellik ve nitelikleri tereddüde yer bırakmayacak tarzda anlaşılamıyorsa, sahibi, giderlerini peşin ödemek şartıyla, şirketten yeni bir senet veya ilmühaber istemek hakkını haizdir.” Şeklinde düzenlenmiş olup, hamile, senedi düzenleyen kişiye karşı başvurarak yeni bir senet verilmesini talep ve dava hakkı tanınmıştır.

 

İPTAL DAVASININ ŞARTLARI

 

1. Senedin zıyaı; senedin ibrazının herkese karşı imkansızlaşması gerekmektedir.

 

2. Senette yer alan hakkın varlığının devam ediyor olması gerekmektedir.

 

3. TTK 651/2. maddesinde düzenlendiği üzere; Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir. Kısacası iptali talep edenin hak sahibi olması gerekmektedir.

 

Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararında da belirtildiği üzere; çekin tahsili için ibraz edildiği bankanın çek iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

“HGK- E. 2013/11-1884- K. 2015/1059 karar sayılı kararı;

DAVA : 

Taraflar arasındaki 'çek iptali' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.04.2010 gün ve 2010/59 E.-2010/156 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.01.2012 gün ve 2010/7886 E.-2012/157 K. sayılı ilamı ile;

( ... Davacı vekili, müvekkili bankanın müşterisi tarafından keşide edilen çekin karşılıksız çıktığını, ilgili şube tarafından yasal yükümlülük tutarı 470 TL'nin ödendiğini, şube tarafından çekin gönderildiği diğer şubede çekin zarftan çıkmadığını, kaybolduğunu ileri sürerek çekin iptalini talep ve dava etmiştir.

 

Mahkemece, davacının çekin hamili değil muhatabı olduğu, çek iptali davasının hamil tarafından açılabileceği, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

 

Dava, çekin kaybolması nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı bankanın çekin hamili değil muhatabı olduğu ve hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, çek hamilinin davacı bankaya tahsili için ibraz ettiği çekin başka şubeye gönderilmesi sırasında kaybolduğu, dolayısıyla vekil hamil konumunda olan davacı bankanın bu davayı açabileceği göz önünde bulundurularak, deliller değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir... ),

 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

KARAR : Dava, çek iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili bankanın müşterisi tarafından keşide edilen çekin karşılıksız çıktığını, ilgili şube tarafından yasal yükümlülük tutarı 470,00 TL ödendikten sonra çekin şube tarafından gönderildiği diğer şubede kaybolduğunu ileri sürerek, çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

 

Mahkemece; çek iptali davasının çekin hamili tarafından açılabileceği, davacı bankanın ise çekin hamili değil muhatabı olduğundan eldeki davayı açmada hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın davanın reddine karar verilmiştir.

 

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

 

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; çekin tahsili için ibraz edildiği bankanın çek iptali davası yönünden vekil hamil mi, yoksa muhatap mı olduğu ile varılacak sonuca göre bankanın çek iptali davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

 

Davaya konu istem, çek iptaline ilişkin bulunmakla öncelikle ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun iptali düzenleyen 'Önleyici önlemler' başlıklı 757. maddesinde;

 

" ( 1 ) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.

 

( 2 ) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.'

 

'İade davası' başlıklı 763. maddesinde ise;

 

" ( 1 ) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.' düzenlemesine yer verilmiştir.

 

Kanunun 'İptal kararı' başlıklı 764. maddesi uyarınca;

 

" ( 1 ) Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir.

 

( 2 ) Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dilekçe sahibi kabul edene karşı poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir.

 

Hükümleri yer almaktadır.

 

Anılan maddeler uyarınca, çekin iptaline ilişkin dava açma hakkı çeki kaybeden hamile aittir. Çekin hamili çekin iptal davasını olumlu şekilde sonuçlandırdıktan sonra çek bedelini çekin keşidecisinden talep edebilir.

 

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davanın bankanın Akay şubesi tarafından açıldığı, çekin incelenmesinde davacı şubenin vekil hamil değil dava konusu çekin muhatabı olduğu ve bu çeki kendisine ibraz ve teslim edildikten sonra kaybettiği anlaşılmaktadır.

 

Çek iptali davası açma hakkı çeki kaybeden hamile ait olup, çek hamili çek iptal davasını olumlu şekilde sonuçlandırdıktan sonra çek bedelini çekin keşidecisinden talep edebileceğinden, somut olayda davacı banka, çekin muhatabı olduğundan çeki iptal ettirmesi halinde çek bedelini çekin keşideciden talep etme imkânı bulunmamaktadır.

 

Davacı muhatap banka müşterisi tarafından keşide edilen ve karşılıksız çıkan bu çek için ödemiş olduğu yasal yükümlülük tutarını bu ödemeyi yasal delillerle ispatlayarak müşterisinden talep edebilir. Bu talepte bulunabilmesi için çeki iptal ettirmesine gerek bulunmamaktadır ve muhatap banka, keşideci yararına ödeme yapar.

 

Bu itibarla davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı da yoktur.

 

O halde, yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan direnme kararının onanması gerekmiştir.

 

SONUÇ : 

 

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

4. Kıymetli evrakın zilyetliğinin iktisabının mümkün olmaması gerekmektedir.

 

5. Senedin kıymetli evrak niteliğine haiz olması ve bu kıymetli evrakın iptalinin yasalarla yasaklanmaması gerekmektedir.

 

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

 

Yetkili mahkeme, iptal davası ödeme veya hamilin yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Davanın konusu çek ise, muhatap bankanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

 

 

Görevli mahkeme, mutlak ticari dava niteliğinde ve çekişmesiz yargı işi olan zayii nedeniyle iptal davaları asliye ticaret mahkemelerinde görülür.

 

Kıymetli Evrakın Zıyaı Ve İptal Davaları, ticari dava niteliğinde olup, ticaret hukuku avukatı ile davanızı açmanız menfaatleriniz açısından oldukça önemlidir. Zira ticaret hukuku spesifik ve kendine has kuralları olan bir alandır.