Tam Yargı Davaları (İdari Tazminat Davaları)

kayseri idare hukuku avukatı

Tam yargı davası, idarenin işlem ve eylemleri sonucu kişisel hakları doğrudan doğruya ihlal edilen kişilerin, uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle idari yargıda açtıkları davadır. Bu davanın açılmasında ki amaç, belirtildiği üzere, idarenin işlem ve eylemlerinden dolayı meydana gelen zararların talep edilmesidir. Önemli olan husus “zarar”ın meydana gelmesidir.

 

Bu dava sürecinde, idarenin işlem ve eylemlerinden dolayı herhangi bir kişisel zararın meydana gelip gelmediği araştırılır. Bu davada asıl amaç, bir hakkın yerine getirilmesi, uğranılan zararların giderilmesi ya da eski hale geri getirilmesidir. Bu davada zarar gören sadece tazminat isteyebilir. İşlemin iptali için tam yargı davası açılmaz.

 

TAM YARGI DAVASI TÜRLERİ

- Tazminat Davaları; İdarenin işlem ve eylemleri sonucu bireylerde meydana gelen zararların tazmini amacıyla açılan davalardır. Parayla ölçülebilen zararlarda, idarenin mali sorumluluğuna gidilmesi söz konusudur.

 

- Geri alma davaları (istirdat) ; Haksız bir idari eylem veya işlem sonucu, idarenin malvarlığına geçmiş olan mal ya da paranın gerçek sahibine dönmesi için açılan davalardır.

 

- İdari sözleşmelerden doğan davalar; Kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla yapılan her türlü idari sözleşmelerden kaynaklı, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardır.

 

- Vergi Davaları; Her ne kadar vergi davalarının niteliği tartışmalı olsa da pek çok yönden tam yargı davasına benzemesi nedeniyle, tam yargı davasının bir çeşidi olarak kabul edilebilir. Vergi davaları, vergiye ilişkin olarak vergi mükellefleri ve sorumluları tarafından vergi mahkemelerinde açılan davalardır.

 

TAM YARGI DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

Tam yargı davası ön koşullar ve esastan kabul koşulları olmak üzere ikiye ayrılır. Davanın ön koşulları taşıması halinde, mahkemece esastan incelemeye tabi tutulur.

 

ÖN KOŞULLAR

- Göreve İlişkin Koşullar; Genel görevli mahkeme idare mahkemeleridir.

 

- Yetkiye İlişkin Koşullar; (İYUK MD.36) İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında, yetkili mahkeme sırasıyla:

a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer,

b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş̧ ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,

c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer, idari mahkemesidir.

 

- Tam Yargı Davasının Konusuna İlişkin Koşullar; İdari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerdir.

 

 1. İdari İşlemlerden Kaynaklanan Tam Yargı Davası: Tam yargı davası için idari işlemin yapılmış olması yetmez, uygulanmış olması da gerekir.Uygulanan idari işlem sonucu kişinin sadece menfaati ihlal edilmeyip, aynı zamanda maddi ya da manevi bir zarara da uğraması gerekmektedir. Böyle bir durumda davacı İYUK madde 12 uyarınca; 

- Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya,

- İptal ve tam yargı davalarını birlikte veya,

- İlk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler.

 

 2. İdari Eylemlerden Kaynaklanan Tam Yargı Davası: İdarenin çeşitli eylemleri sonucu sadece kişilerin malları değil, canları ve vücut bütünlükleri de zarar görebilir. Örneğin ameliyet esnasında hastaya fazla oranda narkoz verilerek ölümüne sebep olunması gibi.

İdari Yargılama Usulü Kanununun 13’üncü maddesi uyarınca;

 

- İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş̧ olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş̧ yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilme- sini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış̧ gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi (60 gün) içinde dava açılabilir. İdarenin sarih veya zimmi ön kararı olmadan idari eylemlerden dolayı doğrudan tam yargı davası açılamaz.

 

- Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.

 

3. İdari Eylemlerden Kaynaklanan Tam Yargı Davası: İdari sözleşmelerin uygulanması aşamasında tarafların uğradıkları zararların istemiyle birbirine karşı açtıkları davalardır. Örneğin sözleşme taraflarından idarenin tek taraflı sözleşme hükümlerinden bazılarını değiştirmesi sonucu karşı tarafın uğradığı zarar nedeniyle idareye karşı açılan dava tam yargı davasıdır.

 

- Davacıya İlişkin Koşullar; Davada taraf olma ve dava açabilme ehliyetine sahip olan ve parayla ölçülebilir bir menfaati ihlal edilenler ancak tam yargı davası açabilirler.

- Davalıya İlişkin Koşullar; Tam yargı davasında,

 * Zarar bir idari işlemden meydana gelmişse, dava konusu işlemi tesis eden idari makam,

 * Zarar bir idari hizmetin yürütülmesine ilişkin bir idari eylemden kaynaklanmışsa, hizmeti düzenleyen en üst makam , davalı olarak dava dilekçesinde gösterilmelidir.

Tam Yargı Davalarında , davalı yalnızca idare değil, özel hukuk kişileri de olabilir.

 

- Biçime İlişkin Koşullar; Bir idari dava dilekçesinde bulunması gerekenlere ilave olarak, tam yargı davası dilekçesinde uyuşmazlık konusu olan parasal miktar da belirtilmelidir.

- Süreye İlişkin Koşullar; Süresi içerisinde açılmayan tam yargı davaları reddedilir ve bu davalar bir daha açılamaz. Bu sebeple iyi bir Kayseri idare hukuku avukatından hukuki destek almanız tavsiye edilir.

Bir idari işlem nedeniyle tam yargı davası açılacaksa işlemin tebliğ tarihinden itibaren, ancak zarar söz konusu ise işlemin uygulanmasından itibaren 60 gün içerisinde açılmalıdır. Ancak davalının ilk önce iptal davası açmak, sonra tam yargı davası açmak gibi bir hakkı da vardır. İlk önce iptal davası açılması durumunda bu davanın sonuçlanmasından itibaren 60 gün içerisinde tam yargı davası açılabilir.

 

İdari eylemden dolayı tam yargı davası açılması durumunda idareye başvuru şartının yerine getirilip idare tarafından ret şeklinde ön kararın tebliğinden itibaren ya da zımmi retten (idarenin cevap vermemesi) itibaren 60 gün içerisinde tam yargı davası açılmalıdır.

 

ESASTAN KABUL KOŞULLARI

Kusur, mevcut bir ödevin yerine getirilmesindeki eksikliktir. İdarenin işlem ve eylemleri neticesinde meydana gelen zararlarda, idarenin sorumluluğuna gidilebilmesi için, mahkemece idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluk hükümlerine göre tazminle yükümlü olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

 

A. KUSURLU SORUMLULUK (HİZMET KUSURU)

İdarenin kusurlu eylem ve işlemleriyle neden olduğu zararı tazmin etmesini gerektirir. Hizmet kusuru kamu görevlilerinin, görevlerinin ifasından ayrılamaz nitelikte olan kusurlarıdır.Hizmet kusuru 3 şekilde meydana gelir;

 

 1. Hizmetin kötü işlemesi

 2. Hizmetin geç işlemesi

 3. Hizmetin hiç işlememesi

 

İdarenin kusurlu sorumlu olabilmesi için, söz konusu kusurun zarara uğrayan kişi (davalı) tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı lehine bir kusur karinesi olması durumunda, davada kusursuz olduğunu ispat etme yükümlülüğü davalı idareye ait olur.

 

B. KUSURSUZ SORUMLULUK

İdarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kusurlu olmasa da sorumlu tutulmasıdır. Kusursuz sorumluluk halinde zarar gören kişi, idarenin kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda değildir. İdare de meydana gelen zararda kendisinin kusurlu olmadığı ispat etse bile, sorumluluktan kurtulamaz. Beklenmeyen hallerde dahi, idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaz. Ancak zarar görenin kusuru ve mücbir sebep durumunda idarenin sorumluluğu kalkar. Kusursuz sorumluluk kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her safhasında ileri sürülebilir.

Kusursuz sorumluluğun türleri;

 

 1. Risk Sorumluluğu 

İdarenin hiçbir kusuru olmasa da yürüttüğü tehlikeli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olmasıdır. Risk sorumluluğuna yol açan risk, istisnai bir risktir. Zarara yol açan risk alelade herkesin karşılaştı bir risk değildir.

 

Risk Sorumluluğuna sebebiyet veren haller;

 

 * İdarenin tehlikeli etkinlikleri ile araç ve gereçleri;

 - Patlayıcı maddeler

 - Ateşli silahlar

 - Tehlikeli bayındırlık eserleri (doğal gaz boru hattı vb.)

 - Tıbbi müdahaleler (yanlış kan verilmesi) , bunlardan kaynaklı meydana gelen zararlarda idarenin bir kusuru olmasa da, sırf tehlikeli olmalarından dolayı idare sorumlu tutulur.

 

 * Mesleki Riskler ;

Kamu hizmetinde çalışan bir kişinin, yürüttükleri hizmet dolayısıyla çeşitli zararlara uğraması durumudur. Zarar görenin görevini yaparken bir iş kazası sonucunda yakalanması veya sakat kalması ya da meslek hastalığına yakalanması örnek verilebilir.

 

 * Sosyal Riskler ;

Kamu düzenini bozmaya hatta anayasal düzeni yıkmaya yönelik anarşi ve terör olaylarından ya da benzeri toplumsal olaylardan doğan zararlardan, zarar ile idarenin eylemi arasında nedensellik bağı olmasa da, kusursuz olarak sorumlu tutulmasıdır.

 

2. KAMU KÜLFETLERİ KARŞISINDA EŞİTLİĞİN BOZULMASINDAN DOLAYI SORUMLULUK;

İdari işlem veya eylem sonucu tüm toplumun yararlandığı faydaların neden olduğu külfetin belli bazı kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların idare tarafından, bir kusuru olmasa bile, tazmin etmekle sorumlu tutulmasıdır. Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında ileri sürülebilir.

 

Tam yargı davaları, teknik ve hukuki donanım gerektiren bir süreç olup, yapılan bir hata neticesinde davanız reddedilebilir. Buda haklı olduğunuz bir davada usulden veya esastan davayı kaybetmeniz anlamına gelir. Bu riskle karşı karşıya kalmamak için konusunda uzman idare hukuku avukatı vasıtasıyla hizmet almanız önemlidir. Arslan Hukuk olarak bu süreçte sizlere en iyi hizmeti vermekten memnuniyet duyarız.