Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Fiili Çalışmaya Dayanmayan Nedenle Yaşlılık Aylığı Alan Dul Kız Çocuğunun Babasından Aldığı Ölüm Aylığının Kesilmesi

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2012/21-742

K. 2013/228

 

 

DAVA : 

Taraflar arasındaki “tespit ve alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 13. İş Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 21.01.2010 gün ve 2008/789 E. 2010/72 K. sayılı kararın incelenmesi davalı SGK vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2011 gün ve 2010/3962 E., 2011/4469 K. sayılı ilamı ile;

( … Davacı, eşinden boşanması nedeniyle babasının sigortalılığından 01.01.2002 tarihi itibarıyla 506 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı bağlandığını, davalı Kurumun sonradan 3201 sayılı Yasaya göre ev kadını olarak Bağ-Kur’a borçlanarak Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı aldığını gerekçe göstererek ölüm aylığını kestiğini ve borç çıkarttığını, fiilen çalışmadığı ve borçlanarak emekli olması nedeniyle, 506 sayılı Yasanın geçici 91. maddesi kapsamına girmediğini ileri sürerek, Kurum işleminin iptalini, aylığının bağlanmasını ve haksız olarak geri alınan aylıklarının yasal faizi ile iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.

Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın geçici 91/2. maddesidir. Maddede yer alan, “kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık alan kız çocuklarının ölüm aylığının kesileceği” hükmünün, sosyal güvenlik yasalarına göre bizzat çalışarak aylığa hak kazananlar yönünden uygulanacağı ve aylıklarının kesileceği uyuşmazlık konusu değildir.

Uyuşmazlık, fiili çalışmaya dayanmayan nedenle yaşlılık aylığı alan dul kız çocuğunun babasından aldığı ölüm aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemenin vardığı sonuç, herşeyden önce çalışarak yaşlılık aylığı bağlananlar ile fiilen çalışması olmadan yaşlılık aylığı bağlananlar arasında, izahı olanaklı olmayan bir eşitsizlik yaratmaktadır. Kaldı ki, sosyal güvenlik hukukumuzda fiili çalışması ile emekli olanlar veya fiili çalışması olmadan emekli olanlar şeklinde bir ayrım veya tanımlama yoktur. Yasa metninin böyle bir eşitsizliği amaçlamadığı, “kendi çalışmalarından” sözcüğünün sigortalının kendi sigortalılığına dayalı olarak bağlanacak gelir ve aylıklarını amaçladığı anlaşılmaktadır. Sigortalının hak sahibi olarak babasından aldığı ölüm aylığı dışında, kocasından, çocuklarından da ölüm aylığı veya geliri alması olanaklıdır. Yasa, temelde davacının kendisinin çalışması veya yaşlılık aylığına hak kazanması durumunda artık sigortalının, anasının veya babasının desteğine ihtiyacı kalmadığını kabul etmektedir. Aksine yorum, aktüeryal dengeler bakımından da olumsuz sonuçlara yol açar.

Mahkemece, davacının kendi çalışmasına dayanan bir aylık veya gelir almaması nedeniyle, babasından aldığı ölüm aylığının kesilemeyeceği kabul edilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.

O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

KARAR : 

Dava, ölüm aylığının bağlanması istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacıya 2001 yılında boşanması sonrasında babasından dolayı 506 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığı bağlandığını, davacının sonrasında yurtdışında ev hanımı olarak bulunduğu ve çalışmadığı süreleri 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanmak suretiyle Bağ-Kur’dan isteğe bağlı sigortalı olarak emekli olduğunu, Bağ-Kur’dan aldığı aylık nedeniyle Kurumun, 506 sayılı Kanun uyarınca bağlanan ölüm aylığını keserek ödenenlerin iadesini talep ettiğini, ancak 5386 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 91. madde uyarınca, bağlanan gelir veya aylıkların geri alınabilmesi için fiilen çalışma şartı aranacağının açıkça öngörüldüğünü, davacının ev kadını sıfatı ile yurtdışında çalışmaksızın geçirdiği süreleri borçlanarak Bağ-Kur’dan emekli olduğunu, hiçbir işte çalışmaması ve çalışma karşılığı hiçbir sosyal güvenlik kuruluşundan gelir veya aylık almaması nedeniyle aylık kesilmesi işleminin yasal olmadığını belirterek, davacının kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması, ödenmeyen aylıkların faizi ile davacıya ödenmesi ve davacıdan haksız olarak tahsil edilen miktarın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ( SGK ) vekili cevap dilekçesinde; 506 sayılı Kanunun 68. maddesi uyarınca evli olmayan, boşanan veya dul kalan ve sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmayan ve buralardan aylık-gelir almayan kız çocuklarına bağlanan aylıkların, sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaya; buralardan gelir-aylık almaya başlamaları halinde kesileceğinin öngörüldüğünü, davacıya ölen sigortalı babasından dolayı 68. madde uyarınca ölüm aylığı bağlandığını, davacının Bağ-Kur’a isteğe bağlı prim ödemek suretiyle Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı almaya başladığını, ancak bu durumu Kuruma bildirmediğini, durumun tespiti üzerine aylığının kesildiğini, 68. maddeye göre ölen sigortalıdan dolayı aylık alan kız çocukların aylıklarının, isteğe bağlı prim ödemek suretiyle bağlanmış olsa dahi, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olunması halinde aylığın kesileceğinin açık olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece, Bağ-Kur’dan aldığı yaşlılık aylığının çalışmasından değil yurtdışında ev kadını olarak geçen süreyi 3201 sayılı Kanuna göre borçlanması nedeniyle bağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı SGK vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece, önceki gerekçe genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını davalı SGK vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kız çocuğuna 506 sayılı Kanunun 68. maddesi uyarınca babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının, kız çocuğunun kendi fiili çalışmasına dayanmayan nedenle yaşlılık aylığı alması halinde 506 sayılı Kanunun 68 ve Geçici 91. maddeleri uyarınca kesilip kesilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle yasal mevzuat ve değişiminin incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Eş ve çocuklara aylık bağlanması” başlıklı 68. maddesinin 29.07.2003 tarihinden önceki şeklinde:

“ ( Değişik: 21/6/1973-1753/2 md. ) Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır.

I–Ölen sigortalının 67 nci Madde gereğince tespit edilecek aylığının;

A ) ( Değişik: 20/3/1985-3168/2 md. ) Dul eşine % 50’si, aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine % 75’i,

B ) ( Mülga: 20/3/1985-3168/6 md. )

C ) Çocuklardan:

a )18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan erkek çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,

b ) ( a ) fıkrasında belirtilen ve sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan evlenenlerin her birine % 50’si,

Oranında aylık bağlanır.

Sigortalının ölüm tarihinde 18 veya 20 yaşını doldurmuş olup, aylığa hak kazanmamış durumda olan erkek çocuklar, sonradan öğrenim yaparlarsa ( a ) fıkrasındaki haklardan yararlanırlar…

II–Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocukları ile, sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır.

III–Hak sahibi eş ve çocuklara bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahibi kimselerin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.

IV–Sigortalının erkek çocuklarına bağlanan aylıklar, çocuğun 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını dolduracağı tarihe kadar devam eder. Çalışamayacak durumda malûl olan erkek çocukların aylıkları bu yaşlara vardıktan sonra da kesilmez. Ancak aylığı kesilen erkek çocuklardan sonradan çalışamayacak durumda malûl olanlara, Sosyal Sigortaya yahut Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamaları şartiyle malullük durumlarının tespitine esas teşkil eden rapor tarihini takibeden aybaşından itibaren yeniden aylık bağlanır. 101 inci Madde hükmü saklıdır.

V ) ( Değişik: 20/3/1985-3168/2 md. ) Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki eşinden de aylık almaya hak kazanan dul eşe bu aylıklardan fazla olanı ödenir.

VI–Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün ( C ) fıkrası hükmü saklı kalmak şartiyle, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Maddenin düzenlemesine göre, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanmakta, bu koşullarla bağlanan aylıklar ancak sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi çalışmaya başlamaları veya evlenmeleri halinde kesilmektedir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 68. maddesinin 29.07.2003 tarihli ve 4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“ ( Değişik: 21/6/1973-1753/2 md. ) Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır.

I–Ölen sigortalının 67 nci Madde gereğince tespit edilecek aylığının;

A ) ( Değişik: 20/3/1985-3168/2 md. ) Dul eşine % 50’si, aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine % 75’i,

B ) ( Mülga: 20/3/1985-3168/6 md. )

C )Çocuklardan:

a )a ) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan ( … ) çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,

b ) ( a ) fıkrasında belirtilen ve sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan evlenenlerin her birine % 50’si,

Oranında aylık bağlanır.

Sigortalının ölüm tarihinde 18 veya 20 yaşını doldurmuş olup, aylığa hak kazanmamış durumda olan erkek çocuklar, sonradan öğrenim yaparlarsa ( a ) fıkrasındaki haklardan yararlanırlar.

II–Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocukları ile, sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır.

III–Hak sahibi eş ve çocuklara bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahibi kimselerin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.

IV–Sigortalının erkek çocuklarına bağlanan aylıklar, çocuğun 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını dolduracağı tarihe kadar devam eder. Çalışamayacak durumda malûl olan erkek çocukların aylıkları bu yaşlara vardıktan sonra da kesilmez. Ancak aylığı kesilen erkek çocuklardan sonradan çalışamayacak durumda malûl olanlara, Sosyal Sigortaya yahut Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamaları şartiyle malullük durumlarının tespitine esas teşkil eden rapor tarihini takibeden aybaşından itibaren yeniden aylık bağlanır. 101 inci Madde hükmü saklıdır.

V- ( Değişik: 20/3/1985-3168/2 md. ) Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki eşinden de aylık almaya hak kazanan dul eşe bu aylıklardan fazla olanı ödenir.

VI–Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya buralardan gelir veya aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün ( C ) fıkrası hükmü saklı kalmak şartiyle, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.”

Şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, yapılan düzenleme ile ( VI ) numaralı bentte yer alan kız çocuklarına bağlanan aylık kesme nedenleri, öncesinde sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi çalışmaya başlamaları veya evlenmeleri hali olarak sınırlandırılmış iken, bu kesme nedenleri arasına “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi de eklenmek suretiyle genişletilmiştir.

Bu aşamada, aylık kesme nedenlerinin genişletilmesinden kaynaklanan sıkıntıların giderilebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından 09.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5386 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 506 sayılı Kanuna Geçici 91. madde eklenmiştir.

506 sayılı Kanun Geçici 91. madde:

“6.8.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz.

Bunlardan, yukarıda belirtilen haller haricindeki nedenlerle gelir veya aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıkları, kesme veya durdurma tarihi itibariyle talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılır. Gelir ve aylığın kesilmesi nedeniyle diğer hak sahiplerine önceki hisselerinden fazla ödenen tutarlar, gelir ve aylığı tekrar başlatılacak hak sahibine yapılacak ödemeden mahsup edilir. Gelir veya aylığı kesilenlerden tahsil edilmiş olan tutarlar aynen iade edilir.

6.8.2003 tarihinden önce ölen sigortalıdan dolayı hak sahibi ana ve babaya; Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları nedeniyle gelir ve aylıkları kesilenlere, gelir ve aylığın kesildiği tarihe kadar yapılan ödemeler geri alınmaz. Ana ve babalardan Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaları nedeniyle Kurumca tahsil edilmiş olan tutarlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde talepleri halinde ilgililere aynen iade edilir.

Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce tespit edilen yersiz gelir ve aylık ödemelerinde, aynı dosyadan yersiz ödeme yapılan hak sahibi için çıkarılan borç tutarından, diğer hak sahipleri için varsa hesaplanan alacak tutarı mahsup edilerek tahsil edilir. Diğer hak sahiplerinin itirazı halinde hisseleri hariç tutulur. Tahsil edilmiş olan yersiz gelir ve aylık ödemeleri için de ilgilinin bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde talepte bulunması halinde aynı usul izlenir. Fazladan tahsil edilen miktarlar, tahsilat tutarları üzerinden ilgililere iade edilir.

1.1.2000 tarihinden önce işten ayrılan ve anılan yıl veya daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılardan, işten ayrıldıkları yılda 360 günden az malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş oldukları halde ortalama yıllık kazancın tespitinde, bu yılın kazançları nazara alınarak hesaplanmış aylıkların ödenmesine devam olunur ve yapılan yersiz ödemeler geri alınmaz.

Bu Maddenin birinci ve ikinci fıkrası gereğince, aylık veya gelirleri ödenmeye devam olunacak kız çocuklarının aylık veya gelirlerinin ödenmesine devam olunması için sahip olmaları gereken şartları, ilk kez veya yeniden 6.8.2003 tarihinden sonra haiz olan kız çocukları da aynı esas ve usûllerle aylık veya gelir hakkından yararlandırılır.

Bu Maddenin altıncı fıkra hükmü 31.12.2005 tarihine kadar uygulanır.”

Hükmünü içermektedir.

Geçici 91. madde ile getirilen düzenleme ile 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan aylıkların; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmayacağı, diğer bir ifade ile “kendi çalışmaları” dışında diğer sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almaları halinde kesilmeyeceği öngörülmüştür.

22.02.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanması hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören TMK’nun 1. maddesine uygun olmayacağından, bu aşamada madde metninde yer alan “kendi çalışmaları” ifadesinin açıklığa kavuşturulmasına zorunluluk bulunmaktadır.

Geçici 91. maddenin madde gerekçesinde:

“…yapılan düzenlemelerle, kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesi, bunların evli olmaları, sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaları ve kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almaya başlamaları şartına bağlanarak hak sahibi kız çocuklarının bu konudaki mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmıştır…kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından ( sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanan ülkeler dahil olmak üzere SSK, Bağ-Kur, TC Emekli Sandığı ve 506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesinde düzenlenen sandıklar ) gelir veya aylık alması halinde Kurumdan ölüm aylığı bağlanmaması, kendi çalışmaları dışında hak sahibi olarak bu Kurumlardan gelir veya aylık bağlanması durumunda Kurumca ölüm aylığı bağlanabilmesine imkan sağlanması amaçlanmıştır.

Aynı şekilde anılan maddenin VI ncı fıkrasında yapılan düzenleme ile de bağlama şartlarında olduğu gibi kız çocuklarının yalnızca sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanan ülkeler dahil olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaları veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaları halinde ise ölüm aylığının kesilmemesi amaçlanmıştır” açıklaması yer almaktadır.

Görüldüğü üzere kanun koyucu, amacını madde gerekçesinde açıkça, kız çocuklarının yalnızca sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaları veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaları halinde ölüm aylığının kesilmesi olarak açıklamıştır.

Buna göre “kendi çalışması” ifadesi, kız çocuğunun kendi hizmetleri olup, hak sahibi olarak değil kendi sigortalılığı ile aylık alan kız çocuğa, hak sahibi olarak ikinci aylığın bağlanmasının önüne geçilmektedir.

Yeri gelmişken 3201 sayılı Kanun uyarınca ev kadını olarak geçen sürenin Bağ-Kur’a borçlanılması ile bağlanan aylığın niteliğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sosyal güvenlik sistemimizde isteğe bağlı sigortaya olanak tanınmasının amacı, sigortalıları, çalışma hayatında sıkça rastlanan, sürekli ve düzenli iş bulma güçlüğü karşısında, uzun süreli sigorta kolları ( yaşlılık, malullük ve ölüm ) bakımından sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakmamaktır.

Nitelikleri gereği, başlama ve sona ermeleri yönünden zorunlu ve isteğe bağlı sigorta türleri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Zorunlu sigortalılar, işe alınmakla kendiliğinden sigortalı niteliğini kazandıkları halde, isteğe bağlı sigortalılar, Kuruma başvurmadan sigortalılık niteliğini kazanamazlar. İsteğe bağlı sigortalı olabilmenin ilk koşulu bu yazılı başvurudur.

İsteğe bağlı sigortalılığın diğer bir koşulu ise her yıl için malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartıdır. Zorunlu sigortalardan farklı olarak primi ödenmeyen isteğe bağlı sigortalılık süresine değer verilmesi mümkün değildir.

İsteğe bağlı sigortalılığın geçerliliği için malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme zorunluluğu karşısında, anılan primlerin ödendiği sürelerin, diğer bir ifade ile primi ödenmiş isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin, sosyal güvenlik hukuku anlamında “hizmet süresi” kavramı içinde yer aldığı, bunun sonucu olarak da 506 sayılı Kanunun 68 ve Geçici 91. maddelerinde yer alan “kendi çalışması” kavramı içinde dikkate alınması gerektiği açıktır.

Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 gün 2012/21-17 E. 2012/230 K. sayılı kararında da aynen kabul edilmiştir.

Kanunda “kendi çalışmasından” bahsedilmesi ise, aylık talebinde bulunan kız çocuğuna hak sahibi olarak, kocası; babası veya çocuğundan bağlanan gelir veya aylık ile kendi sigortalılık sürelerinden ( kendi çalışmasından ) dolayı bağlanan gelir veya aylığının ayrı olduğunu vurgulama amacını taşımaktadır.

Ayrıca, “kendi çalışmasını” eylemli olarak bedensel güç kullanılarak yapılan bir çalışma olarak algılamak, sosyal güvenlik hukuku ilkelerini dışlayarak “çalışma” kelimesinin sadece sözlük karşılığını esas almak olur ki, bu değerlendirmenin hukuki bir değerlendirme olarak kabulü mümkün değildir.

Sonuç olarak, 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ile isteğe bağlı olarak primi ödenmiş sürelerin de, 506 sayılı Kanunun 68 ve Geçici 91. maddelerinde ifade edilen “kendi çalışması” kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, anılan maddenin uygulanmasında, “kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alma” kavramının, hak sahibi kız çocuğuna tümüyle zorunlu sigortalılığı üzerinden değerlendirme yapılarak gelir veya aylık bağlanması durumunu ifade ettiği, tamamen isteğe bağlı sigortalılık süreleri gözetilerek gelir veya aylık bağlandığı takdirde ise madde hükmünün kapsamı dışına çıkıldığı, bir başka anlatımla bu gibi durumda ölüm aylığının kesilemeyeceği ifade edilmiş ise de, bu görüş çoğunluğu oluşturan üyelerce, isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin de “kendi çalışmaları” kavramı içinde yer aldığı gerekçesiyle kabul edilmemiştir.

Bu durumda mahkemece, davacıya kendi çalışmasından dolayı aylık bağlanması nedeniyle babasından dolayı 506 sayılı Kanun 68. maddesi uyarınca bağlanan ölüm aylığının kesilmesi gereğine işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

 

SONUÇ : 

Davalı SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/3. fıkrası uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.02.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?