Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Hatalı Teşhis ve Geç Tedavi Nedeniyle Hastanın Vefatı

T.C.YARGITAY

13. Hukuk Dairesi         

2019/4707   E.  

2019/11431 K.

 

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-… … Hizmetleri A.Ş. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

 

KARAR

Davacılar vekili, müteveffa … …’nun 10/09/2007 tarihinde davalılardan … … Hizmetleri A.Ş’nin sahibi olduğu Özel … Hospital …Hastanesi acil polikliğine şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğunu, başta ilk müdahaleyi gerçekleştiren nöbetçi doktor … olmak üzere görevli personelin özensiz ve dikkatsiz davranışları, özellikle yanlış değerlendirmeler sonucu konulan hatalı tanı ve teşhis sonucu uygulanan hatalı tedavi yöntemleri, verilen ilaçlar nedeniyle 11/09/2007’de yapılan koroner anjiyografiyi takiben ve teşhis ve müdahale için çok geç kalındıktan sonra aort diseksiyon tanısı ile acil olarak ameliyata alınmasına rağmen 12/09/2007’de hayatını kaybettiğini, 10/09/2007 tarihinde hastanın göğsünde ağrı, sıkışma, yanma şikayeti ile hastanenin acil servisine geldiğini ve nöbetçi doktor … tarafından akut koroner sendromu teşhisiyle koroner yoğun bakıma alındığını, aslında durum fakrlı olmasına rağmen nöbetçi doktor tarafından uzman doktorlara haber verilmediğini ve gerekli konsültasyonu almadığını, tomografi çekilmediğini ve hastaya kan sulandırıcı ilaçlar verilerek mevcut durumun kötüleşmesine neden olunduğunu, aynı şekilde ertesi gün hastaya koroner anjiyografi yapan Prof.Dr….’un da koroner anjiyografi sonrası hastanın şikayetlerinin devam etmesi üzerine aort diseksiyonu olduğunu farkedebildiğini, tedavi için çok geç kalındığı bir sırada yapılan cerrahi müdahalenin yetersiz kaldığını, hastaya uygulanan tedavi sırasında yapılan tüm girişimlerin hasta ve hasta yakınları bilgilendirilmeden, onayı alınmadan yapıldığını beyanla, 70.000,00 TL maddi, 55.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar … … Hizmetleri A.Ş. ve …; müteveffaya yapılan bütün müdahalelerin bilim ve bilginin gerektirdiği şekilde yapılmış olduğunu, davalı doktorların ve hastane çalışanlarının hastanın tedavisinde ve takibinde herhangi bir hatalarından veya ihmallerinden, tedbirsizlik ve dikkatsizliklerinden veya meslekte acemiliklerinden veya nizamat ve talimata riayetsizliklerinden söz etmenin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Davalı …, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davalı … yönünden açılan davanın reddine, davacılar … ve …’nun maddi tazminat taleplerinin kabulü ve davacı …’nun maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı … için 50.000,00 TL, davacı … için 10.000,00 TL ve davacı … için 9.400,59 TL olmak üzere toplam 69.400,59 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 12/09/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … … Hizmetleri AŞ ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine, davacı … yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı … için 5.000,00 TL, … için 5.000,00 TL … için 5.000,00 TL, … için 2.000,00 TL, … için 2.000,00 TL ve … için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 21.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 12/09/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … … Hizmetleri AŞ ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … … Hizmetleri A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davacıların murisinin davalı hastanede tedavisi sırasında yapılan hatalar sonucu uğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir. Mahkemece, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 07/03/2012 tarihli raporunda ve Adli Tıp Genel Kurulu’nun 04/12/2014 tarihli raporunda özetle; ölenin şikayetlerinin başlaması, hastaneye yatışı ve ekokardiyografi yapılmasına kadar geçen sürede tanıda gecikilmesinin dolayısı ile bu süre zarfında nöbetçi hekim olarak tetkik, takip ve tedavsini düzenleyen Dr….’ün tanıda gecikmiş olmasının bir eksiklik olduğu, Prof.Dr…. tarafından 11/09/2007 sabah saat 09:00 da muayenesi sonrası koroner anjiografi önerdiği ve kısa sürede uygulandığı gözönüne alındığında uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu raporlar gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yine dosyada bulunan … Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan raporda ise; ”..hastanın başlangıçta şikayetlerindeki özellikler nedeniyle koroner yoğun bakım ünitesine alınıp orada izlenip ve sürecin ne şekilde gelişeceğinin takip edilmesinin doğru bir yaklaşım olarak değerlendirilmesi gerektiği, hastayı ilk gören ve değerlendiren doktor …’ün hastayı koroner yoğun bakım ünitesinde izlem altına almasının doğru bir yaklaşım olarak değerlendirildiği, hastanın koroner yoğun bakım ünitesine yatırıldıktan sonra seyri, aort diseksiyon tanısı konması ve hastanın cerrahi operasyona verilmesi ile sonuçlandığı, bu süreç içerisinde dikkate değer bir tıbbi hatanın ve gecikmenin ortaya çıktığının söylenemeyeceği, hastalığın ciddiyetinden ve doğasından gelen tanı ve tedavi güçlükleri gözönüne alınarak hastanın kaybedilmesinde adı geçen davalılara kesinlikle atfedilebilecek bir tıbbi hatanın ortaya çıkmadığı..” belirtilmiştir. Her ne kadar Adli Tıp 1.İhtisas Kurulu’ndan alınan raporla, üniversite hastanesinden alınan rapor arasındaki çelişki Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınan 3.raporla giderilmeye çalışılmışsa da genel kurul raporunda da 1.İhtisas Kurulu raporunda olduğu gibi ”..ölenin şikayetlerinin başlaması, hastaneye yatışı ve Ekokardiyografi yapılmasına kadar geçen sürede tanıda gecikilmesinin dolayısı ile bu süre zarfında nöbetçi hekim olarak tetkik, takip ve tedavsini düzenleyen Dr….’ün tanıda gecikmiş olmasının bir eksiklik olduğu..” belirtilmekle yetinilmiş, eksiklik denilen bu hususun doktor … yönünden kusur niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu eksikliğin ölüm sonucunun gerçekleşmesinde etkili olup olmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği ve raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı, daha önce rapor alınan üniversiteden farklı bir üniversite hastanesinden Dr….’ün tanıda gecikmiş olmasının kusur niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu eksikliğin ölüm sonucunun gerçekleşmesinde etkili olup olmadığı hususlarında nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

 

SONUÇ: 

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı … … Hizmetleri A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.545,00 TL harcın davalı-… … Hizmetleri A.Ş.’ne iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?