Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Yargı Kararı

KARAR ÖZETİ:

Görüşmeler sırasında kayda alınan veriler, katılanın özel yaşam alanına dahil ve onun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte olmadığından sanığa atfedilen eylem, TCK’nın 134/1. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayıp, sanık hakkında TCK’nın 133/1. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan hüküm kurulması gerekmektedir.

İLGİLİ MAKALE:
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusu, nitelikli halleri, manevi unsurları , suçun özel görünüş şekilleri ve cezasına ilişkin hazırladığımız makaleyi incelemek için tıklayınız: Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK 134. Md.)

İLGİLİ MAKALE:
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun konusu, nitelikli halleri, manevi unsurları , suçun özel görünüş şekilleri ve cezasına ilişkin hazırladığımız makaleyi incelemek için tıklayınız: Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK 133.Md)

YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
2014/21254 ESAS
2015/4292 KARAR

DAVA :
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanık …’ün mahkumiyetine dair hüküm, sanık müdafii tarafından, sanık …’in mahkumiyetine dair hüküm, sanık … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :
17/07/2012 tarihli iddianame içeriğine ve incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’in, ticari rekabetten kaynaklı anlaşmazlıklar bulunan katılan … ile olay tarihinde çalışanı olan sanık …’in yüzyüze yaptığı konuşmaları, katılanın rızası olmaksızın sanık …’in talimatıyla sanık … tarafından görüntülü olarak kaydedildiğinin iddia edildiği olayda,

TCK’nın 133/1. maddesinde, iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.

Bu bilgiler ışığında somut olay açısından; sanık …’in, katılanla yaptığı yüzyüze konuşmaları kaydetmesi eyleminde, sanık …’in atılı suçu inkara yönelik savunması dikkate alındığında, olay tarihinde yanında çalışan ancak daha sonra katılan …’le birlikte çalışmaya devam eden ve aralarında menfaat çatışması olan sanık …’i azmettirdiği sabit olmadığı gibi, sanık …’in konuşmanın tarafı olması sebebiyle eylemin kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu değil, TCK’nın 134.maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamında değerlendirilebileceği, şikayete konu ses ve görüntü kaydını içeren CD’nin çözümüne dair bilirkişi raporu ve tarafların beyanlarına göre, kayda alınan görüşmeler sırasında, katılan …’in özel yaşam alanına dahil ve onun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir husus konuşulmadığı nazara alındığında, sanıklara atılı eylemlerin, TCK’nın 134/1. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacaktır.

Açıklanan sebeplerle sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olmasından dolayı sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, yasal olmayan yazılı gerekçelere dayalı olarak, sanık …’in azmettirme eylemi de sübut bulmadığı halde, sanıklar hakkında TCK’nın 133/1. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:
Hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun’un 80. maddesiyle TCK’nın 133/1-2. maddesinde yapılan değişikliğe göre ceza miktarlarının artırılması karşısında, TCK’nın 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanıkların lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden, suç tarihi itibariyle sanıkların lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi.

SONUÇ :
Kanuna aykırı olup, sanık …’in ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?