Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK Md.109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel hali TCK’nın 109. maddesinin ilk fıkrasında “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Şeklinde düzenlenmekte iken TCK’nın 109. maddesinin 2, 3, 4 ve 5. fıkralarında bu suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir. TCK’nın 110. maddesinde bu suçu işleyenlerde etkin pişmanlığın ne şekilde uygulanacağı düzenlenmiştir. TCK’nın 111. maddesinde ise hürriyetten yoksun kılma suçunun işlenmesiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

KORUNAN HUKUKSAL YARAR

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuksal yarar; kişinin kendi iradesi ve arzusu dahilinde hareket edebilme ve yer değiştirme hürriyetidir. Kişinin isteği doğrultusunda hareket edebilmesinin kısıtlanması ya da tamamen ortadan kaldırılması, TCK 109 kapsamında suç teşkil edecektir.

FAİL

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu temel hali itibariyle fail açısından özellik göstermez, herkes bu suçun faili olabilir. Ancak TCK’nın 109/3-d maddesinde, suçun failinin kamu görevlisi olması veya kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmak suretiyle bu suçun işlenmesi halinde nitelikli halin olacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde üstsoy, altsoy ve eşe karşı işlenmesi de cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerin içindedir.

MAĞDUR

Bu suçun mağduru herkes olabilir. Ancak belirli kişilere karşı işlenmesi Türk Ceza Kanunu kapsamında daha ağır bir cezayı gerektirir. Nitekim TCK 109/3-f maddesi, “suçun çocuğa ya da beden veya ruhsal açıdan kendini savunamayacak durumda bulunan kişilere karşı işlenmesi” halini nitelikli hal olarak kabul etmiş ve daha ağır bir ceza öngörmüştür. Ayrıca bir kamu görevlisinin yürüttüğü kamu görevi nedeniyle, bu suçun mağduru olması halinde de nitelikli hal söz konusu olacaktır.

Mağdur uyurken ya da sarhoş iken kendisine karşı bu suçun işlenmesi halinde ise, suç mağdurun uyanıp istedikleri yönde hareket edememeleri halinde gerçekleşir.

HAREKET-SONUÇ

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Seçimlik hareketli olması sebebiyle, kişinin bir yere gitmekten veya bir yerde kalmaktan mahrum bırakılmasıyla suç tamamlanır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu serbest hareketli bir suçtur. Kapının kilitlenmesi ile mağdurun çıkması engellenebileceği gibi kapıya nöbetçi koyarak da mağdur engellenmiş olabilir. Kişinin ilaç ile uyutularak bir yerde tutulması ya da tehdit edilerek iradesinin baskılanması sonucu kalmaya zorlanması da bu suçu teşkil edecektir. Kişinin araçtan inmek istemesine rağmen aracın durdurulmaması ya da hareket etmek için tekerlekli sandalye veya koltuk değneğine ihtiyaç duyan kişiden bu eşyaların alınması da bu suç kapsamında değerlendirilecektir. Burada önemli olan, mağdurun özgür iradesi dahilinde hareket edebilme olanağının, fail tarafından, hukuka aykırı bir biçimde engellenmesidir.

Diğer bir ifadeyle; Mağdurun ilaçla hareketsiz hale getirilmesi, el ve ayaklarını kullanmaz duruma getirilmesi, kapalı bir yerde tutulması, yani kapı açık dahi olsa bulunduğu yeri serbest iradesi ile terk etmesinin engellenmesi halinde kişinin hürriyetinden yoksun kılınması söz konusu olabilecektir.

Yine mağdurun bir yerden başka bir yere gitmesi için kullanması gereken malzeme ve araçların alınması veya onların kullanılamaz hale getirilmesi durumunda da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlenmiş olacaktır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu silah, ilaç ya da uyuşturucu madde gibi malzemeler kullanılarak işleneceği gibi hile, tehdit cebir gibi hareketlerle de işlenebilmektedir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kesintisiz suçtur. Yani suçun gerçekleşmesi için mağdurun hareket etme özgürlüğünün ihlalinin belirli bir süre devam etmesi gerekir. Kişiyi anlık tutma halinde suçun gerçekleşmesi mümkün değildir. Suçun oluşması için failin mağdurun hürriyetini sınırlama fiiliyle birlikte mağdurun hareket kabiliyeti iradesi dışında kısıtlandığında suç gerçekleşmiş olur. 

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ NELERDİR?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halleri TCK madde 109’un 2, 3, 4 ve 5.maddelerinde düzenlenmiştir.

– FAİLİN, MAĞDURUN HAREKET SERBESTİSİNİ KISITLAMAK İÇİN VEYA BU KISITLAMAYI SÜRDÜREBİLMEK İÇİN CEBİR, TEHDİT VEYA HİLE KULLANMASI

Cebir kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zorlayıcı bir etki meydana getirilmesidir. Mağdura karşı uygulanan cebir nedeniyle mağdurun yaralanması durumunda söz konusu yaralanma TCK md. 87’deki ağır neticelere yol açmışsa fail, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yanında ayrıca kasten yaralama sucundan dolayı da cezalandırılacaktır. Eğer mağdur hürriyetin yoksun kılınma anında basit nitelikte yaralanmışsa, faile ayrıca yaralamadan dolayı ceza verilmeyecektir .

Tehdit, mağdurun veya bir yakının hukuki bir değerine ileride zarar verileceğinden bahisle iradesinin sakatlanmasıdır. Bu beyan kişinin veya bir yakınının hayatına, cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına karşı olabilir. Korkutucu olması yeterlidir.

Failin, mağduru kötülük yapacağından bahisle korkutarak, mağdurun hürriyetinin sınırlanmasına katlanmak zorunda bırakması veya hürriyeti sınırlanmış bir vaziyette iken bu durumun devam etmesine sebebiyet vermesi ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli hali gerçekleşir. Örneğin bir kişiyi kaçırmak için harekete başlayan failin mağdura ses çıkartması halinde öldüreceğini söylemesi gibi.

Hile bir kimsenin yanıltılması ya da aldatılmasıdır. Hile doğrudan mağdura karşı yapılacağı gibi üçüncü kişi üzerinden de gerçekleştirilebilir. Kişi maruz kaldığı hileyle, yani kandırılarak hürriyetinden yoksun hale getirilebileceği gibi, hile ile hürriyetinden yoksunluğu devam da ettirilebilir.

Bu cebir, tehdit veya hile suçun icrasına başlanmadan kullanılabileceği gibi, icra hareketlerine başlandıktan sonra da kullanılabilir.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN SİLAHLA İŞLENMESİ

Mağdurun mukavemetinin silahla kırılması söz konusudur. Silahın korkutucu gücünden yararlanarak, suçun işlenmesi kolaylaşmaktadır. Silahın kullanılması nitelikli halin gerçekleşmesi için zorunlu değildir. Mağdura sadece silahın doğrultulması da nitelikli halin gerçekleşmesi için yeterlidir. Ancak silah gösterilmese dahi silahın korkutucu gücü ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gerçekleşmiş ise nitelikli hal gerçekleşmiş olur.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE İŞLENMESİ

Bu suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi, mağdurun mukavemetini kırmasına sebebiyet verdiği gibi mağdur üzerinde psikolojik olarak olumuz etki yaratarak suçun icrasını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle birden fazla kişi le suçun işlenmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir.

Suçun bu şekilde işlenmesi halinde TCK madde 37/1’de düzenlenen müşterek faillik durumu söz konusudur.Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, bu suça yardım edenler ya da azmettirenler içinde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli hali oluşacaktır.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN MAĞDURUN YERİNE GETİRDİĞİ KAMU GÖREVİ NEDENİYLE İŞLENMESİ

Bu nitelikli halde, mağdur kamu görevlisidir. Mağdur, kamu görevlisi sıfatı nedeniyle bu suçun mağduru olmuştur. Örneğin kamu görevlisinin, görevini icra ederken kişisel nedenlerden ötürü bu suçun mağduru olması halinde nitelikli hal uygulanmaz.

Mağdurun sadece kamu görevlisi olması, bu suçun ağırlaştırıcı nedeninin uygulanması için yeterli değildir. Suçun, mağdurun yerine getirdiği kamu görevi dolayısıyla işlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla failin saikinin ne olduğu önem arz etmektedir.

Mağdur, suçun işlendiği anda kamu görevlisi olmasa da eskiden icra ettiği bir kamu görevi nedeniyle, bu suçun mağduru olabilir. Ayrıca, kamu görevlisinin yakınına karşı bu suç, o kamu görevlisinin yürüttüğü görev nedeniyle işlenirse, fail yine bu nitelikli halden cezalandırılacaktır. Örneğin emekli bir polisin, önceden yakalamış olduğu bir suçlunun hapiste yatması nedeniyle, kızını alıkoyması bu suçun nitelikli haline örnektir.

Failin kamu görevlisini, görevini kötüye kullandığı için hürriyetinden yoksun kılması halinde, bu nitelikli halden hüküm kurulamaz. Görevi kötüye kullanmak o görevin hukuki sınırlarının dışına çıkmaktır ve böyle bir hareket dolayısıyla bu suç işlenirse nitelikli halden dolayı ceza artırımı yapılamaz.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN KAMU GÖREVİNİN SAĞLADIĞI NÜFUZUN KÖTÜYE KULLANILMAK SURETİYLE İŞLENMESİ

Bu nitelikli halde fail kamu görevlisidir. Kamu görevlisi olan failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yetkisine sahip olması gerekmemektedir. Nitelikli halin uygulanabilmesi için failin yürüttüğü kamu görevi nedeniyle mağdur üzerinde belirli bir otorite sahibi olması ve bu otoriteyi kötüye kullanması gerekir. Ancak failin kendini kamu görevlisi göstererek kişiyi hürriyetinden yoksun bırakması halinde bu nitelikli halden değil, hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, dolayısıyla TCK madde 109/2’den cezalandırılması gerekir.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN ÜSTSOY, ALTSOY VEYA EŞE KARŞI İŞLENMESİ

Akrabalık ilişkisi (üstsoy, altsoy ve eş kavramları) Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tespit edilmesi gerekmektedir. Alt soy olarak nitelikli halin oluşması için alt soyun çocuk olması şart değildir.18 yaşını doldurmuş alt soya karşı işlenmesi halinde de suçun nitelikli hali oluşur. Eşlerin birbirine karşı bu suçu işlemesi halinde de nitelikli hal uygulanarak ceza artırımına gidilmesi gerekmektedir.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN ÇOCUĞA VEYA BEDEN YA DA RUH BAKIMINDAN KENDİNİ SAVUNAMAYACAK DURUMDA BULUNAN KİŞİYE KARŞI İŞLENMESİ

Türk Ceza Kanunu çocuğu 18 yaşın altındaki kişi olarak tanımlamıştır. Mağdurun 18 yaşından küçük olması bu nitelikli halin uygulanabilmesi için yeterlidir. Çocuğunun yaşının doğru şekilde tespiti önem arz etmektedir. Çocuğun görüntüsüyle söylenen yaş birbiriyle uymaması halinde tam teşekküllü bir hastaneden ya da Adli Tıptan görüş alınması gerekmektedir.

Kişinin kendini savunamayacak durumda olması sürekli bir hastalık, akıl hastalığı, sakatlık nedeniyle olabileceği gibi alkol, uyku hali gibi geçici nedenlerden de kaynaklanabilir. Failin, mağdurun bu zayıflığından yararlanarak suçu işlemesi daha kolay olacağı için nitelikli hal olarak daha ağır cezayı gerektirir. Bu zayıflık haline failin kendisinin sebebiyet vermesi durumunda da bu suçun nitelikli hali gerçekleşir.

Bu suçun nitelikli halinden failin cezalandırılabilmesi için  Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan olay tarihi itibariyle mağdurun herhangi bir akıl hastalığı ya da zayıflığı bulunup bulunmadığının, beden veya ruh bakımından kendini savunup savunamayacağının, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğinin tespiti önem arz etmektedir.

– KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN CİNSEL AMAÇLA İŞLENMESİ

Bu nitelikli halin gerçekleşmesi için failin cinsel amaçla işlenmesi yeterlidir. Failin cinsel amaçlarla kişiyi hürriyetinden yoksun kılması yeterlidir. Cinsel amaçtan bahsedilmek istenen ise; cinsel saldırı, cinsel istismar ve cinsel taciz niteliğindeki fiillerdir.

Bu suçla mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkânı, cinsel saldırı eylemine yetecek süreden daha fazla olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Aksi takdirde, yani kişinin hürriyetinin yalnızca cinsel saldırı süresi ile kısıtlı olması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yerine TCK Md. 102’de hüküm altına alınan cinsel saldırı suçu oluşturacaktır.

Failin hem cinsel saldırı suçunu işlemesi hem de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakması durumunda fail hakkında gerçek içtima uygulanarak iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır.

MANEVİ UNSUR

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin kastı geneldir. Ancak Türk Ceza Kanunu’na göre, mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle suçun işlenmesi ve cinsel amaçla bu suçun işlenmesi halinde, failde özel kast aranır.

Bu suçun terör örgütü faaliyetleri dahilinde işlenmesi halinde, Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde daha ağır bir ceza verilir.

HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ

TCK bakımından düzenlenen genel hukuka uygunluk sebepleri, kanun hükmünü yerine getirme (TCK md. 24/1), meşru savunma (TCK md. 25/1), hakkın kullanılması (TCK md. 26/1) ve ilgilinin rızasıdır (TCK md. 26/2).

Örneğin kanun hükmünü yerine getirmede, Ceza Muhakemesi Kanunu tutuklama kararı ya da yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve de gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma imkânı olmadan kolluk görevlilerine yakalama yetkisi vermiştir. Kolluk görevlilerince bu yetkinin kullanılarak şüphelinin alıkonulması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gerçekleşmeyecektir.

Meşru savunma, kişi kendisine veya başkasına saldırıda bulunan kişiye karşı, saldırganı engellemek amacıyla bir yere onu kapaması yada hareketsiz kalmasını sağlamak için elini ya da yada ayaklarını bağlaması durumunda yapılan hareket meşru müdafaa sınırları içerisinde sayılıp kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gerçekleşmeyecektir. Ancak bu eylem güvenlik sağlanıncaya kadar meşrudur. Sınırın aşılması halinde bu suç gerçekleşecektir.

Hakkın kullanılması, anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkına dayanarak çocuğu eğitmek amacıyla disiplin cezası adı altında odaya kapaması bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak çocuğun odada kaldığı süre, insani ihtiyaçlarını giderebilmesini engelleyecek, çocuğun sağlık durumunu bozacak sıklıkta ve sürede olması halinde  bu hakkın kötüye kullanılması durumu söz konusu olacak ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gerçekleşecektir.

Mağdurun Rızası, mağdura karşı işlenen fiilin mağdurun rızasıyla hukuka uygun hale gelebilmesi için o hukuki yararın yalnız mağdura ait olması gerekmektedir. Mağdurun vazgeçtiği hakkın anlamını, kapsamını ve önemini algılayabilecek durumda olması halinde ancak mağdurun hürriyetinden yoksun kalmaya yönelik rızası haksız fiili hukuka aykırı olmaktan çıkarır.

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ

*Teşebbüs

Failin suçun icra hareketlerine başlamasına  rağmen, elinde olmayan hareketlerini tamamlayamaması ya da tamamlamasına rağmen suçun neticesinin oluşmamasıdır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kesintisiz bir suç olduğu için, mağdurun bir yere gitmek ya da bir yerde kalmak hürriyetinden belirli bir süre mahrum kalması halinde suç oluşur. Fail, mağdurun hareket serbestisini engellemeye çalışmış ancak mağdur hemen kaçıp kurtulmuş ve hareket serbestisini kazanmışsa, suç, teşebbüs aşamasında kalır.

*İştirak

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşması için gerekli olan fiilleri birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, müşterek fail olarak sorumlu olur. Bununla birlikte, suçu oluşturan tipik fiili gerçekleştiren failin hareketiyle eş zamanlı olan ve suçun tamamlanması yönünden önem taşıyan hareketleri gerçekleştiren kişiler de diğer şeriklerle birlikte suçun işlenişinde etkili olduklarından müşterek fail olarak cezalandırılır.

*İçtima

TCK’nın 43. Maddesinde zincirleme suçun varlığı halinde, tek bir suç işlenmiş kabul edilerek, faile verilecek ceza 1/4’ten 3/4’e kadar artırılır şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma suçu TCK madde  43/3’te zincirleme suçun uygulanmayacağı suç tipleri arasında bulunmadığından zincirleme suça ilişkin hüküm uygulanır.

Örneğin kapının kilitlenmesi biçimindeki tek bir hareket sonucu beş  kişinin odada bir yere gidemez duruma düşürülmesi halinde  zincirleme suç hükmü uyarınca tek bir cezaya hükmedilecek ve ceza arttırılacaktır.

Kişinin cebir veya tehdit ile özgürlüğünden yoksun bırakılması halinde, cebir ve tehdit kullanılması nitelikli hal olarak öngörüldüğü için ayrıca cebir veya tehdit uygulandığından bahisle hüküm kurulmayacaktır. Ancak uygulanan cebrin TCK madde 87’de öngörülen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yol açması halinde, hem kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan hem de kasten yaralama suçundan cezalandırılacaktır.

TCK madde 109/5 hükmünde cinsel amaçlarla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Fail bu sırada mağdura cinsel davranışta bulunursa, şartları gerçekleşirse, hem TCK madde 109/5’ten hem de oluşan cinsel dokunulmazlığa karşı suçtan cezalandırılır.

Ancak cinsel dokunulmazlığa karşı suçun işlenmesi ile hürriyetten yoksun kılma tamamen aynı zamanda gerçekleşiyorsa, sadece cinsel dokunulmazlığa karşı suçtan cezalandırılacaktır. Hürriyetten yoksun kılma suçundan ayrıca ceza verilebilmesi için, mağdurun cinsel suçun öncesinde de ya da daha da sonrasında hareket serbestisinin kısıtlanması gerekir.

Yalan tanıklık (TCK madde 272) veya iftira (TCK madde 267) sonucunda kişinin tutuklanması ya da gözaltına alınması halinde, fail hem ilgili suçtan (TCK 272 ya da 267) hem de dolaylı fail olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılacaktır.

TCK mad. 223 uyarınca ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması halinde, hem TCK md.223 hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulacaktır.

*Etkin Pişmanlık

Suçun tamamlanmasından sonra failin gönüllü olarak neticeyi telafi etmeye yönelik gerçekleştirdiği davranışlara etkin pişmanlık denir.

TCK madde 110’da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu için etkin pişmanlık uygulanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin uygulanabilmesi için kanunun aradığı belirli kriterler vardır. Öncelikle, fail tarafından suçun tamamlanması gerekir. Eğer teşebbüs aşamasında kalmışsa gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır. Etkin pişmanlıktan faydalanmanın diğer şartı işlenen suç nedeniyle fail hakkında henüz soruşturma başlamamış olması gerekmektedir. Faili mağduru serbest bıraktığı ana kadar mağdura zarar vermemiş olmalıdır. Mağdura zarar vermesi halinde etkin pişmanlık hükmünden yararlanamayacaktır. Maddi zararlar bu noktada göz önüne alınmaz. Fail mağduru güvenli bir yerde serbest bırakmalı. Mağdurun zarar göreceği bir yerde serbest bırakılması halinde de fail etkin pişmanlıktan yararlanamayacaktır. Tüm bu koşulların gerçekleşmesi halinde fail, etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilir ve cezası 2/3’e kadar indirilebilir.

Yaptırım

TCK 109/1 kapsamında suçun temel hali bir yıldan beş yıla kadar cezalandırılır.

TCK 109/2 maddesindeki nitelikli halin işlenmesi halinde faile iki yıldan yedi yıla kadar cezalandırılır.

109/3’te sıralanan cezayı ağırlaştıran nedenlerin gerçekleşmesi halinde, fail hakkında maddenin 1. veya 2. fıkralarına göre verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

TCK 109/4 kapsamında suç nedeniyle mağdurun ciddi bir ekonomik kayba uğraması halinde ayrıca bin güne kadar adli  para cezasına hükmolunabilecektir.

TCK 109/5 uyarınca cinsel amaçlarla işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu dolayısıyla faile verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

TCK 110.maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün şartları sağlanırsa, faile verilecek ceza 2/3’üne kadar indirilebilecektir.

TCK 111.maddesi kapsamında bu suçun tüzel bir kişiye haksız yarar sağlamak amacıyla işlenmesi halinde, söz konusu tüzel kişiye, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanacaktır.

Kovuşturma Usulü, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, takibi şikâyete bağlı suçlardan değildir. Savcılık tarafından re’sen takip edilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda görevli ve yetkili mahkeme; Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kesintisiz suçlardan olduğu için, yetkili mahkeme, 5271 sayılı CMK’nın 12/2. maddesi gereğince kesintinin gerçekleştiği yer asliye ceza mahkemesidir.

Kişiyi hürriyetinden Yoksun Kılma suçunda, sanık veya mağdur olan kişilerin iyi ve tecrübeli bir kayseri ceza avukatı ile süreci yönetmesi menfaatlerine olup, profesyonel anlamda hukuki destek alınmalıdır.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?