Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Mirasın Hükmen Reddi (TMK md.605-618)

Türk Medeni Kanunu gereğince mirasçılar, miras bırakanın ölümü neticesinde mirası bir bütün olarak, kendiliğinden kazanırlar. Miras, miras bırakanın yalnızca mal, mülk, emlak, altın, para, hisse… vb. gibi aktif varlığını içermez, aynı zamanda miras bırakanın borçlarını da ihtiva eder. Miras bırakanın aktif varlıklarının fazla olması durumunda olumsuz bir durum yaşanmazken, miras bırakanın borcunun fazla olması durumunda mirasçılar sıkıntı yaşarlar. Çünkü miras bir bütün halinde kazanıldığından borca batık mirastaki borçların, mirasçıların kendi kişisel varlıklarıyla karşılanması icap eder. Mirasçılar miras bırakanın öldüğünü bilmeseler hatta mirasçı olmak istemeseler dahi mirasçılık sıfatı kazanabilmekte ve miras bırakanın borçlarından kişisel malvarlıkları ile sınırsız olarak sorumlu tutulabilmektedir. Bu olumsuz durumlara maruz kalınmaması için Türk Medeni Kanunu ile mirasın reddi müessesesi kabul edilmiştir. Ekonomik olumsuzlukların yanında miras bırakan ve mirasçılar arasındaki küskünlük ve dargınlıklar da mirasın reddedilme sebeplerindendir. Mirasın reddi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 605 ve 618. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

MİRASIN REDDİ NASIL YAPILIR?

Türk Medeni Kanununun 605. maddesine göre mirasın reddi iki şekilde yapılabilir. Bunlar;

  1. Mirasın gerçek reddi
  2. Mirasın hükmen reddi

MİRASIN GERÇEK REDDİ NASIL YAPILIR?

Mirasın gerçek reddinde, mirasçılar tarafından bir başvuruda bulunulması gerekir. Kanuni mirasçılar mirasçı olduklarını sonradan öğrendiklerini kanıtlamadıkça miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; atanmış mirasçılar ise miras bırakanın bu tasarrufunun kendilerine resmi olarak bildirildiği tarihten itibaren ÜÇ AYLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE içerisindemiras bırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine başvurarak sözlü veya yazılı beyanlarıyla mirası kayıtsız şartsız reddedebilirler. Hak düşürücü süre içinde miras reddedilmezse miras kazanılmış olur. Bunun yanında red süresi bitmeden mirasçı olarak; miras kalan malları saklayan veya kendine mal eden, terekenin işlerine karışan ve terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan mirasçı, mirası reddedemez.

MİRASIN HÜKMEN REDDİ NASIL YAPILIR?

Türk Medeni kanunun 605.maddesindeÖlümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” denilerek herhangi bir başvuru yapılmasına gerek kalmadan, karine olarak mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağı kabul edilmiştir. Kanunda ifade edilen borca batık terekenin kabulü ve iktisap edilmesi yalnızca açık veya zımni olarak yapılan kabul beyanıyla mümkündür.

HÜKMEN REDDEDİLMiŞ MİRAS KABUL EDİLEBİLİR Mİ?

Medeni kanunumuz, 605.maddesinin ikinci fıkrasıyla terekenin borca batık olduğu açıkça ve resmen belli ise mirasın reddedildiği yönünde aksi ispat edilebilir bir adi karine kabul etmiştir. Adi karine olduğundan mirasçılar açık veya zımni bir irade beyanıyla bu karineyi çürütebilirler. Yani mirasçılar mirası kabul ettiklerini beyan ederek, iflas hükümlerine göre terekenin resmen tasfiyesinin sonuna kadar her zaman mirası kabul edebilirler. Hükmen reddedilmiş mirasın açık olarak kabulü yanında zımni olarak kabulü de mümkündür. Örneğin mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden ve terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan mirasçı, örtülü olarak mirası kabul etmiş sayılır. Bunun sonucunda mirasçı, borca batık terekeden dolayı kişisel malvarlığı ile sınırsız olarak sorumlu tutulabilir. Ayrıca açık veya zımni red iradesinin üç aylık hak düşürücü süre içerisinde beyan edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

Mirasçıların, mirasbırakanın ölümü ile hak kazandıkları emekli, dul, yetim aylığı, destekten yoksun kalma tazminatı, manevi tazminat gibi bir kısım kanundan doğan hakları, tereke dışında kalmaktadır. Bu tereke dışı haklardan istifade etmek mirası kabul anlamı taşımamaktadır.

Görüldüğü gibi bazı durumlarda hükmen reddedilmiş borca batık bir tereke, mirasçıların bazı davranışları nedeniyle kabul edilmiş sayılabilmektedir. Bunun sonucunda miras bırakanın borçlarından mirasçının kendi malvarlığı ile sorumlu olması gündeme gelmektedir. Bu gibi olumsuzluklar yaşanmaması adına sürecin deneyimli bir kayseri miras avukatı ile yönetilmesi önem arz etmektedir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNİN ŞARTLARI NELERDİR?

Mirasın hükmen reddi için mirasbırakanın ölüm anında borçlarını ödemekten aciz olması, bu durumun açıkça ve resmen tespit edilmiş olması ve terekenin benimsenmemiş olması gerekir.

1. MİRAS BIRAKANIN ÖLÜM TARİHİNDE BORÇLARINI ÖDEMEKTEN ACİZ OLMASI

Borçlarını ödemekten aciz olma hali; borçların ödeme zamanı gelmesine rağmen ödeme araçlarının yetersizliği nedeniyle, sürekli ve giderilmesi zor fakat borca batık olma seviyesine varmamış olan mali durumdaki bozulmayı ifade eder. Ödemekten aciz olmak borca batıklık demek değildir. Örneğin hiç bir borcu bulunmayan bir dilencinin borca batık olma durumu söz konusu değildir ancak borçlarını ödemekten aciz olduğu açıktır.

Ölüm anında borçlarını ödemekten aciz olmak, geçici olarak nakit sıkışıklığı demek değildir. Miras bırakan gerçekte borçlarını ödeyecek kadar mal varlığına sahip olabilir ancak alacaklarını tahsil edemediği için veya malvarlığını paraya çeviremediği için borçlarını ödeyemez durumda olabilir. Bu durumda miras bırakanın borçlarını ödemekten aciz olması söz konusu değildir. Miras bırakanın borç ödemekten aciz olduğunun kabul edilebilmesi için terekesindeki borçların malvarlığından daha fazla olması gerekir. Miras bırakanın 10.000 TL borcuna karşılık 10.000 TL değerinde malvarlığı varsa borcunu ödemekten aciz olma durumu olmadığından hükmen reddin şartı gerçekleşmiş olmayacaktır.

Mirasın hükmen reddinin gerçekleşip gerçekleşmediğini tarafların getirdiği delillere istinaden hâkim karar verecektir.

2. MİRASBIRAKANIN ACZİ AÇIKÇA VEYA RESMEN TESPİT EDİLMiŞ OLMASI

Mirasın hükmen reddi için miras bırakanın ölüm anında borcu ödemekten aciz olması tek başına yeterli değildir bu durumun aynı zamanda açıkça veya resmen tespit edilmiş olması gerekir.

Ödemeden aczin açıkça belli olması; ölen kişiyi tanıyan sosyal çevresinin, tanıdıklarının, akrabalarının ve ticaret yaptığı kişilerin mirasbırakanın ekonomik durumunu açıkça bilmesini ifade eder. Ancak bazı durumlarda ölen kişi borçlu olduğunu utandığı için gizlediğinden borca batık durumu açıkça belli olmayabilir. Ayrıca mirasbırakan borçlarını ödemek istemediği için kendini borca batıkmış gibi göstermiş olabilir. Bu durumlarda terekenin borca batık olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Bu duruma da tanık dahil her türlü delili değerlendiren hâkim karar verecektir.

Ödemeden aczin resmen tespit edilmiş olması; Mirasbırakanın aczine karar verilmesi için bazı resmi evrakların olmasını ifade eder. Miras bırakan hakkında icra takibi yapılmış olması ve hakkında aciz vesikası alınmış olması, mirasbırakanın iflas etmesi veya konkordato içinde bulunması ya da miras bırakanın tüm mallarına haciz konulmuş olması bu duruma örnek olarak verilebilir. Bunun yanında iflas etmiş ya da konkordato ilan etmiş kişinin mirasbırakanın kendisi olması gerekir yani miras bırakanın ortağı olduğu sermaye şirketinin iflas etmiş olması kişinin borca batık olduğu anlamına gelmeyecektir.

3. TEREKENİN BENİMSENMEMİŞ OLMASI

Mirasın hükmen reddedildiği ileri sürülerek mirasçılık sıfatından kurtulabilmek için mirasın açık olarak kabul edilmemiş olması veya kabul anlamına gelebilecek davranışlarda bulunulmaması gereklidir.

Borca batık tereke herhangi bir zaman koşuluna bakılmaksızın açık bir irade beyanı ile her zaman kabul edilebilir. Ancak bazı davranışları kanun koyucu terekenin kabulü olarak değerlendirmiştir. Bu kapsamda TMK’nun 610. maddesinde şu hükme yer verilmiştir.

“Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemez.

Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.”

Bu hükme istinaden mirasın hükmen reddinin kabulü için kanun maddesinde ifade edilen davranışların yapılmaması gerekmektedir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNE İLİŞKİN DAVA NEDEN AÇILIR?

Mirasçılar tarafından terekenin borca batık olduğu ve ölüm tarihi itibariyle mirasbırakanın borç ödemekten aciz olduğunun tespiti için her zaman tespit davası açılabilir. Bu davayı açmalarında da hukuki yararları vardır. Çünkü bu tespit davasından alınacak karar tereke alacaklarının mirasçılara karşı yaptığı icra takiplerinde ve açacakları davalarda kesin delil olarak kullanılabilir. Bunun yanında tereke alacaklıları tarafından mirasçılara karşı açılmış bir davada, mirasçılar mirasın hükmen reddedildiğine ilişkin itirazda bulunabilirler. Sonuç olarak mirasçılar mahkemeden alacakları mirasın reddi kararıyla tereke alacaklılarına karşı doğacak yükümlülüklerinden kurtulurlar.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNE İLİŞKİN DAVAYI KİMLER AÇABİLİR?

Kanuni ve atanmış mirasçılar mirasın hükmen reddi davası açabilir ancak mirasçı küçükse kayım atanması gerekir. Bunun yanında mirasçı vesayet altında ise vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gerekecektir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNE İLİŞKİN DAVA KİMLERE KARŞI AÇILMALIDIR ?

Mirasın hükmen reddine ilişkin dava hasımsız olarak incelenmez. Hâkim her iki tarafı da kanuna uygun davet etmedikçe hüküm veremez. Dava tereke alacaklıları hasım gösterilerek açılmalıdır. Hasımsız olarak açılan dava bu sebeple reddedilmemelidir. Hasım göstermek için süre verilmelidir. Alacak temlik edilmişse husumet temlik edilene yöneltilmelidir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNE İLİŞKİN DAVADA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR? 

Mirasın hükmen reddine ilişkin yetkili mahkeme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı, tereke alacaklısı olduğu için tereke alacaklısının dava açıldığı tarihteki ikametgâh adresi mahkemesi yetkili mahkeme olacaktır. Ancak buradaki yetki kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki değildir. Bu nedenle süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülürse dikkate alınır yani re’sen dikkate alınmaz. Hükmen ret durumunda yetki konusuna görevli mahkeme karar vermelidir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNE İLİŞKİN DAVADA GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davalarında davanın miktarı ne olursa olsun asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğu için davanın her aşamasında res’en gözetilir.

MAHKEMEDE TEREKENİN BORCA BATIK OLDUĞU NASIL TESPİT EDİLİR?

Terekenin borca batık olup olmadığının tespiti mirasbırakanın malvarlığı ve borçların tamamen bilinmesiyle mümkündür. Bunun için kişinin malvarlığı ve borcu mahkemece;

  • Vergi dairesinden,
  • Belediyeden,
  • Trafik Tescil Müdürlüğünden,
  • Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden,
  • Bankalardan
  • Şirketlerden vb. kurumlardan sorularak terekenin aktif ve pasif unsurları belirlenmelidir. Mahkemece tüm deliller toplanmalı toplanan delillere göre karar verilmelidir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİNDE HANGİ DELİLLER KULLANILIR?

Miras bırakanın borç ödemeden aczi her türlü delille ispatlanabilir. Resmî belgeyle ispatı zorunlu değildir. Bu kapsamda miras bırakanın borç ödemeden aczi;

  • Tanıkla ispatlanabilir,
  • Vergi dairesi kayıtları ile ispatlanabilir,
  • İcra dosyaları ile ispatlanabilir. Ayrıca davada ispat yükü davacıya

Sonuç olarak; kendisine miras kaldığını öğrenmesine karşılık, mirasbırakanın borçlarını ödemekten aciz olduğunu bilmeyen, mirası kabul eden veya örtülü̈ bir kabul iradesiyle mirası kabul etmiş sayılan bir mirasçı, mirasbırakanın borçlarından sınırsız olarak sorumlu olma durumuyla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu olumsuzluklarla karşılaşmamak adına mirasbırakanın ölüm anında borç ödemekten aciz olduğunun tespiti için mirasın hükmen reddine ilişkin tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Mirasçılar müstakil dava ile hükmen reddi tespit ettirmemiş iseler de, aleyhlerine açılacak davalarda ve icra takiplerinde mirasbırakanın alacaklılarına karşı hükmen red savunmasında bulunabilirler. Açılmış davalara itiraz şeklinde yapılacak bu savunmalar, ön mesele olarak halledilir. İcra mahkemelerinde görülen davalarda yapılan hükmen ret savunmaları ise bekletici mesele yapılır.

Miras ile ilgili uyuşmazlıklar, belli bir hukuki bilgi ve deneyim ile yönetilerek çözüme kavuşturulabilir. Yaşanılan bu hukuki süreçlerde alanında uzman deneyimli bir kayseri avukatından profesyonel destek alınması menfaatinize olacaktır.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

Kategoriler

Diğer Yazılar

Yağma (Gasp) Suçu
03.11.2020
Yağma Suçu – Kesin Delil
03.11.2020
Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141)
14.10.2020
Hırsızlık Suçu ve Etkin Pişmanlık
23.09.2020
WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?