Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Örgüt Kurma, Yönetme ve Örgüt Üyeliği Suçu ve Cezası (TCK 220.Md.)

Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye sokmakla birlikte, araç niteliğindeki suç örgütü, amaçlanan suçları işlemekte kolaylık sağlamaktadır. Örgüt kurmak ve yönetmek suçları, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olsa da bu fiillerin işlenen suçtan ayrı şekilde cezalandırılması gerektiği şeklinde kanunda düzenleme yapılmıştır.

Örgüt soyut bir birleşim olmayıp, hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiili bir birleşme yeterlidir. Örgüt niteliği itibariyle devamlılık arz eder. Devamlılık göstermeden kişilerin bir araya gelerek suç işlemesi halinde, örgüt kapsamında değil iştirak ilişkisi bakımından değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan bahsedilebilmesi için:

  • Üye sayısının en az 3 veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.
  • Üyeler arasında sıkı olmasa da hiyerarşik bir ilişki olmalıdır.
  • Suç işlemek amacıyla fiili bir birleşme yeterli olup, suç işlenmesi zorunluluk değildir.
  • Örgüt üyeleri suç işleme amacıyla devamlılık arz edecek şekilde birlikte olmalıdır. Belli bir suçu işlemek veya bir suçu işlemek için bir araya gelinmesi durumunda örgütten bahsedilmesi mümkün değildir.
  • Amaçlanan suçları işleme elverişli, üye araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun oluşumu için Yargıtay tarafından belirlenen kriterler bu şekildedir.

İLGİLİ KARAR:
Fuhuş suçu işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan yargılanan sanık hakkında, örgütte üye ve yönetici kabul edilenler arasında hiyerarşik bir yapılanma  ve  organize olmuş bir birliktelik tespit edilemediğinden ayrıca dosya kapsamından sanığın suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve/veya yönetme suçunu işlediğini gösterir nitelik ve yeterlilikte somut delil de bulunmadığından, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hatalıdır. Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız: Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Bu Örgütte Yönetici Olma – Fuhuş Suçu İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak ve Yönetmek – Hiyerarşik Yapılanma

SUÇUN MADDİ UNSURU

ÖRGÜT KURMAK

Bir örgütten bahsedebilmek için; en az üç kişiden oluşan, suç işlemeye elverişli araç ve gerece sahip olan, gevşekte olsa hiyerarşik bir ilişki ve iş bölümü bulunan, sürekli amaç suçları işlemek düşüncesinde olan suçlu grubu oluşması gerekmektedir.

Örgüt kurma suçu TCK madde 220/1’de düzenlenmiş olup kişinin örgüt kurması veya yönetmesi halinde alacağı ceza belirtilmiştir. Dolaysıyla örgütü kurmak ve yönetmek fiillerinden bir tanesi bu suçun oluşması için yeterlidir. Örgütü kuran kişi aynı zamanda örgütü yönetiyorsa bir kere cezalandırılacaktır. Hukuken örgütün kurucusu olarak kabul edilebilmek için birtakım davranışların sergilenmesi gerekmektedir. Örneğin kurucu veya kurucuların; örgütün yönetici kadrosunu tayin etmek, örgütün merkezini ve amblemini belirlemek, organizasyonunu oluşturmak, işlenecek amaç̧ suçları belirlemek ve bu suçları işlemek için gerekli teçhizatları temin etmek gibi davranışlarda bulunması gerekir. Örgütün tam olarak kurulmasını kabul etmek için amaç suç işlemesi gerekmemektedir.

ÖRGÜT YÖNETMEK

Sıklıkla örgütün kurucu/kurucuları, yönetici olsa da bu zorunlu değildir. Örgüt lideri, örgütün en üst düzey yöneticisi olsa da, bu durum hiyerarşik yapıda altta bulunan yönetici vasfındaki üyelerin, örgüt yönetmek suçundan sorumlu tutulmaması anlamına gelmez. Özellikle üye sayısı çok fazla olan örgütlerde il, bölge ve ülke sorumluları şeklinde birden fazla yöneticileri olabilir.

Örgütü yönetmek, örgüt adına karar almak, uygulatmak, organizasyonu ve koordinasyonu sağlamak, emir vermek ve yönlendirmek şeklinde gerçekleştirilebilir. Örgüt yönetmek fiili kesintisiz bir fiil olup mütemadi (kesintisiz) bir suçtur.

Türk Ceza Kanunu’nun 220/5. Maddesi “Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.” şeklinde düzenlenerek örgüt yöneticilerinin, örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen her suçtan fail olarak sorumlu olduğunu kabul etmiştir.

ÖRGÜTE ÜYE OLMAK

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir.

Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi kişinin, suç örgütü özelliklerine sahip bir birlikteliğin bünyesine katıldığının ve suç işlediğinin bilincinde olması gerekir.

Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi içerisinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Örgüt üyesi henüz suç işlemese dahi, her an örgütün emirlerini yerine getirmek için hazır bulunduğundan örgüt üyeliği suçunu işlemiş olacaktır. Örgüt üyeliği cezası, örgüt kurma ve yönetme fiiline nazaran daha az düzenlenmiştir.

Örgüte üye kişilerle, örgüte karşı sempati besleyen kişiler arasındaki ayrımı düşünce inanç ve kanaat özgürlüğü açısından doğru bir şekilde yapmak zaruridir. Diğer bir şekilde ifade edecek olursak; örgüte ve yaptığı eylemlere karşı sevgi duyan, örgütün amaçlarını kendine yakın bulan fakat fiili olarak örgütle hiçbir organik bağı bulunmayan kişileri örgüt üyesi olarak kabul etmek mümkün değildir.

Örgüt üyeliği suçu kesintisiz bir suç olup, kişinin örgüt üyesi olduğu andan itibaren başlayarak yakalanmasına, kendi isteğiyle suç örgütünden çıkmasına veya örgütün kendiliğinden son bulmasına kadar kesintisiz bir şekilde devam eder.

Kişi, örgüt üyeliğinden ayrıldıktan belli bir süre sonra tekrar örgüte katılması halinde hakkında iki ayrı örgüt üyeliği suçundan işlem yapılacaktır.

ÖRGÜTE ÜYE OLMADAN, ÖRGÜT ADINA SUÇ İŞLEME

Örgüte üye olmadan, örgüt adına suç işleyenlerde örgüt üyesi olarak cezalandırılacaktır. Bu husus TCK’nın 220/6. Maddesinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Diğer bir ifadeyle örgüte üye olmayan kişi örgüt adına işlediği suç münasebetiyle hem işlediği suçtan dolayı hem de örgüt üyeliğinden cezalandırılacaktır. Ancak hakim silahlı örgütler açısından, takdir yetkisini kullanarak örgüt üyeliği suçundan dolayı verilecek cezayı yarı oranına kadar indirebilir. Önemle belirmek isteriz ki, fail örgüt adına işlediği suçu, örgütün bilgisi ve istemi doğrultusunda işlemelidir. İşlenen suç örgütsel bir özellik arz etmeli ve örgütün yapısına katkı sağlamalıdır.

ÖRGÜTÜN HİYERARŞİK YAPISINA DÂHİL OLMAMAKLA BİRLİKTE ÖRGÜTE BİLEREK VE İSTEYEREK YARDIM ETMEK

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Bu husus TCK’nın 220/7. Maddesinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Diğer bir ifadeyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan kişi örgüt adına işlediği suç münasebetiyle hem işlediği suçtan dolayı hem de örgüt üyeliğinden cezalandırılacaktır. Ancak faile örgüt üyeliği suçundan dolayı verilecek ceza yapılan yardımın niteliğine göre üçte bir oranına kadar indirilebilir.

Hiyerarşik yapıya dahil olmadan suç örgütüne yardım eden kişinin öncelikle örgütün hiyerarşik yapısının içinde bulunmaması, daha açık bir anlatımla hâlihazırda örgüte üye olmayan bir kişi olması gerekir.

Failin örgüte üye olup olmadığının tespiti çok önemlidir. Failin yaptığı yardımlar süreklilik ve yoğunluk arz ediyor, hatta fail örgüt hiyerarşisine uygun hareket ediyorsa, örgüte yardımdan değil, örgüt üyeliğinden dolayı yargılaması yapılmalıdır.

Fail tarafından yapılan yardım bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmelidir. Yani fail yardım ettiği örgütün suç işlemek amacıyla kurulduğunu ve yaptığı yardımın örgütün amaçlarına ulaşmasına katkı sağlayacağının bilincinde ve arzusunda olması gerekir. Örgütün herhangi bir mensubuna yapılan yardım, örgütün amacına hizmet etmediği sürece örgüte yardım olarak nitelendirilemez.

Örgütün amaçları hedef alınmadan, sadece münferit bir suça yardım niteliğinde katkıda bulunan kişi hakkında ayrıca örgüte yardım ettiğinden bahisle, örgüt üyesi gibi cezalandırılmamalı, sadece işlenen suça katkısı oranında sorumlu tutulmalıdır.

ÖRGÜTÜN PROPOGANDASINI YAPMAK

Örgütün veya yasadışı amaçlarının, topluma duyurularak benimsetilmeye çalışılması, örgüte yeni üyeler kazandırılması, örgüt faaliyetlerinin haklı gösterilmesi, örgütün toplum içinde sempati kazandırılmaya çalışılması TCK’nın 220/8.maddesinde suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İLGİLİ KARAR:
Cep telefonu ve ev aramasında ele geçen örgütsel dokümanlar ile fotoğraflar, sanığın silahlı terör örgütüne sempati duyduğunu göstermekle birlikte, örgütü övücü nitelikteki görüntü ve dokümanların paylaşılması terör örgütünün propagandası suçunu oluşturup, sanık hakkında örgüt üyeliğinden ceza verilmesi hatalıdır. Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu – Yetersiz Gerekçe – Temadi Eden Suç – TCK 314. Md.

SUÇLA KORUNAN HUKUKSAL DEĞER

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla korunan hukuksal değer, kamu güvenliği ve barışıdır. Kamu güvenliğinin ve barışının bozulması durumunda, toplumdaki kişilerin barış içinde ve güvenli bir biçimde yaşama hakkı ihlal edilmiş olacaktır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurulması sonucunda, toplumda hâkim olan hukuk düzeni ile birlikte, barışçıl ve adil toplum düzeni önemli bir tehlikeye maruz bırakılmaktadır. Bu şekilde de kamu düzeni ihlal edilmektedir

MANEVÎ UNSUR

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, kastla işlenebilen bir suçtur. Failin suçun maddi unsurlarını bilmesi ve istemesi gerekmektedir. Açıklamak gerekirse; fail örgütün ikiden fazla kişiden kurulduğunu, süreklilik arz edecek şekilde suç işlemek için kurulduğunu, bu örgütte kurucu, yönetici ya da üye olarak yer aldığını bilmesi ve istemesi gerekmektedir.

Örgüte yardım etme örgüt adına suç işleme ve örgütün propagandasını yapmak suçlarında da, failin örgütün üstün amacına hizmet ettiğini bilmesi ve istemesi gerekmektedir. Bu suçların olası kastla işlenmesi durumu söz konusu değildir.

HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Örgüt suçlarında, delillerinin toplanması ve örgüt hakkında daha iyi bilgiler elde edilebilmek için gizli soruşturmacı görevlendirmek sıkça yapılan bir uygulamadır. Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlisi örgüt faaliyeti çevresinde yapmış olduğu eylemler hukuka uygunluk nedenleri içerisinde kabul görür.Ancak gizli soruşturmacının örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen suça katkısı göz ardı edilebilecek bir düzeyde kalmalıdır. Eğer suça katkısı önemli boyuttaysa, yapmış olduğu eylemlerden sorumlu tutulması gerekmektedir.

Diğer husus örgüt kurma ve yönetme suçları hariç olmak üzere, zorla örgüte sokulan bir kimsenin de zorunluluk hali hukuka uygunluk nedeninden yararlanabilmesi için geçerli bir nedendir. Cebir, şiddet, korkutma ve tehdit halinde bu suçu işleyen kimseye zaruret halinin gerektirdiği şartlar mevcut olması halinde ceza verilmez.

ÖRGÜT KURMA, YÖNETME VE ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ NELERDİR?

Örgütün ve amacının propagandasının basın veya yayın yoluyla yapılması, bu suç açısından cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir (TCK md. 220/8). Buna göre, yeni üyeler kazanılması ve örgütün amacının yayılması yönündeki etkin çalışmanın basın veya yayın yoluyla yapılması, bu suç açısından cezayı arttıracaktır. Ayrıca örgütün silahlı olması da, örgüt kurma ve yönetme bakımından daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak öngörülmüştür (TCK md. 220/3). Suç örgütünün silahlı olup olmaması veya sahip olunan silâhların cins, nitelik ve miktarı, somut tehlikenin belirlenmesi veya var olan somut tehlikenin ağırlığı bakımından dikkate alınmalıdır.

Tam da bu noktada, TCK md. 314’te düzenlenen silahlı örgüt suçuna da değinmek istiyoruz. Zira TCK md. 314’teki silahlı örgüt suçu ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ve buna ilişkin örgütün silahlı olması şeklindeki nitelikli unsurun karıştırılmaması gerekmektedir.

TCK Md. 314’te Düzenlenen Silahlı Örgüt Suçu, Unsurları ve TCK Md. 220’den Farkı

TCK md.220’ye göre örgüt kurma, yönetme veya silahlı örgüt üyeliği suçu açısından yukarıda açıklanan tüm unsurlar TCK m.314’te düzenlenen silahlı örgüt suçu açısından da geçerlidir. TCK md.314’te yer alan örgüt, siyasi amaçlarla hareket eden silahlı bir örgüttür. TCK md.220’de düzenlenen suç örgütü siyasi amaçlarla değil, ekonomik veya başkaca çıkarlar elde etmek üzere silahlı veya silahsız olarak faaliyet gösterir. Örgütün silahlı olması başlı başına TCK madde 314’ te belirtilen suçun oluşmasına yeterli değildir. Önemli olan husus silahlı bir örgütle devlete karşı suç işlenmesidir.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. Maddesi “Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Silâh, TCK madde 220/3’te örgüt kurma ve yönetme suçunun nitelikli unsurunu oluştururken, silahlı örgüt suçunun maddî unsurunu oluşturmaktadır. Örgüte dâhil olan herkesin silahlı olması zorunlu olmayıp, önemli olan amaç suçların işlenmesini sağlayabilecek şekilde örgütün silahlı olmasıdır.

SUÇ İÇİN ANLAŞMA SUÇU (TCK MD. 316)

Devletin Güvenliğine Karşı ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı suç işlemek amacıyla iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Bir suçu işlemek amacıyla toplanmak hazırlık hareketi olarak nitelendirilirken, bu madde de müstakil bir suç olarak düzenlenmiştir. Suç için anlaşma suçu da örgüt suçları gibi çok failli bir suçtur. Ancak bu suçun oluşabilmesi için kişi sayısı ikiye düşürülmüştür. Bu suçun oluşabilmesi için süreklilik arz edecek şekilde suç işlenmesi gerekmemektedir. Tek bir suç işlenmiş olsa dahi suç için anlaşma suçu gerçekleşecektir.

TCK madde 316/2’de “Amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu ittifaktan çekilenlere ceza verilmez.” şeklinde düzenleme ile etkin pişmanlıktan yararlanmanın önü açılmıştır.

TERÖRÜN FİNANSMANI SUÇU (TFÖHK MD. 4)

Asıl amacı devletin güvenliğini ve anayasal düzenin işleyişini bozmak olan terör örgütleri; faaliyetlerinde devamlılık sağlamak, terör eylemleri yapmak, üyelerine maddi destek sağlamak, yeni üyeler bulmak için ekonomik olarak güçlü olmak zorundadırlar. Bu nedenle uyuşturucu ticareti, göçmen kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, fuhuş gibi getirisi yüksek olan suçları da işlerler. Ayrıca üyelerden ve sempatizanlardan da aidat ve yardım toplarlar. Terör örgütüne amaç suçlarını işlemek için fon sağlayanlar ağır şekilde cezalandırılırlar. Bu madde TCK m. 220/7’de düzenlenen örgüte yardım suçundan farklıdır. Miktarı çok yüksek olmayan ve sadece birkaç sefere mahsus olarak yapılan yardımlar fon toplama olarak değerlendirilmemelidir. Bu durumda olan kişiler TCK madde 220/7 kapsamında cezalandırılmalıdırlar.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ (TCK MD.220)

SUÇA TEŞEBBÜS

Örgüt kurma ve örgüt yönetme suçlarında teşebbüs mümkün değildir.

Örgüt adına suç işleme suçunda, failin icra hareketlerinin yarıda kalması sonucu suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması durumunda dahi fail örgüt üyesi gibi cezalandırılır. İşlenen suçun teşebbüs aşamasında kalması filin örgüt üyeliğinden cezalandırılmasına engel teşkil etmez.

Örgüte yardım suçunda da teşebbüs mümkün olup, failin bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmesi halinde, icra hareketlerinin yarıda kalması durumunda fail yine örgüt üyesi gibi cezalandırılır.

Örgüt propagandası suçu da teşebbüse elverişli bir suçtur.

SUÇA İŞTİRAK

Örgüt üyelerinin hepsi örgütün üstün amacı için işlemiş oldukları suçlarda ayrı ayrı suçun faili olarak sorumlu olacaklardır. Kanunda örgüt kurmak için gerekli sayının asgari üç olduğu belirtildiğinden, sayının üçün altında olması durumunda örgütlü̈ suçtan değil, iştirak halinde işlenen suçlardan bahsedilir.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma suçuna iştirak mümkün olsa da, örgüt üyeleri ile örgüte yardım eden kişilerin ayırımını yapmak çok önemlidir. Çünkü örgüt kurucuları, yöneticileri veya üyelerinin bu suçun failleri olması nedeniyle iştirakleri mümkün değildir. Ancak örgüte dışarıdan geçici katkı sağlayan kişiler şerik olarak değerlendirilecektir.

Örneğin suç işlemek amacıyla bir örgüte katılmak hususunda telkinlerde bulunarak, failleri örgüt içinde suç işlemeye teşvik eden kişi azmettiren (şerik) olarak sorumlu olur.

Diğer önemli fark; henüz kurulmamış bir örgüte kuruluş aşamasında yardım eden kişiler hakkında TCK’nın 220/7.maddesi uyarınca örgüte yardım etmek suçundan değil, suça iştirakten cezai yaptırım uygulanacaktır.

SUÇLARIN İÇTİMASI

Örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçları ile örgüt kapsamında işlenen suçlar birbirinden bağımsız suçlar olup, fail hakkında gerçek içtima uygulanarak iki suçtan da ceza verilir.

Fail, Suç işlemek amacıyla örgüt kurması halinde, kurulan örgüt kapsamında suç işlenmemiş olsa dahi, örgütün kurulmasıyla suç tamamlanmış olacağından suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan cezalandırılacaktır.

Daha öncede belirttiğimiz üzere faik hem örgütün kurucusu hem de yöneticisi konumunda ise tek bir suçtan cezalandırılacaktır.

Suç örgütü̈ kuran, yöneten veya üye olanlar aynı zamanda örgütün propagandasını da yaparlarsa, gerçek içtima kuralları gereği iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.

Diğer önemli husus bazı suçların örgüt bünyesinde işlenmesi, o suçlar bakımından nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Örneğin TCK md. 188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu işleyen failler bu suçu örgüt kapsamında işlemiş olmaları halinde hem bu suçun nitelikli halinden hem de suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan cezalandırılacaktırlar.

Örgütün propagandası yapılırken, aynı anda başka bir suç işlenirse; örneğin fail örgütün propagandasını yaparken örgütün elebaşı olan suçlu birini överse (TCK md. 215 suçu ve suçluyu övme suçu), fikri içtima kuralları gereğince hangi suçun cezası en ağırsa o suçtan cezalandırılacaktır.

ETKİN PİŞMANLIK

Suç örgütü kuran veya yöneten kişinin, işlemiş olduğu örgüt kurma ve yönetme suçundan ceza almaması için, Cumhuriyet Savcısı ya da kolluk kuvvetleri suçu öğrenmeden, kendi iradesiyle vermiş olduğu bilgilerle örgütün dağılmasına yardımcı olursa ya da kendisinin örgütü dağıtması halinde ceza almaktan kurtulur.

TCK’nın 221/1. Maddesi “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz” şeklinde düzenlenmiştir.

Örgüt üyesi failin kendi iradesi dışında yakalanarak, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına yardımcı olacak bilgileri yetkili makamlara bildirmesi halinde TCK md. 221/3 uyarınca cezai yaptırım uygulanmayacaktır.

Failin ceza almaması ya da cezasında indirim yapılması, sadece örgüt kurma suçu için geçerlidir. Fail örgüt üyeliği boyunca işlemiş olduğu suçlardan ayrı cezalandırılacaktır.

Failin hiç ceza almaması için kendi iradesi ile teslim olması ve örgütün faaliyetleri ve yapısı hakkında örgütün dağılmasına yarar sağlayacak şekilde bilgi vermesi gerekmektedir. Yakalandıktan sonra bu tarz bilgiler vermesi halinde cezasında indirim yapılacaktır.

Fail örgüt üyeliği süresince, örgüt kapsamında işlenen suçlara fail veya şerik olarak katılmaması ve kolluk birimlerine, idari birimlere veya Cumhuriyet Savcılığına kendi rızası ile örgütten ayrıldığını bildirmesi halinde TCK’nın 221/2. Maddesi “Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.” uyarınca ceza verilmez.

Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.

KOVUŞTURMA VE GÖREV

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu şikâyete tabi bir suç değildir. Bu suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılır.

TCK madde 220’de belirtilen suçlar bakımından görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir. Fakat bu suçun çocuklar tarafından işlenmesi durumunda, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca çocuk mahkemesi görevli mahkemedir.

Bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından görevli mahkeme ise, 6352 sayılı kanun ile 250. maddenin yürürlükten kalkması neticesinde, görevli mahkeme Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi hükümleri saklı kalmak üzere ağır ceza mahkemesi olacaktır. Ancak kanun, geçici madde 2/4’de, CMK’nin yürürlükten kaldırılan 250. maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devam olunacağı ve bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemeyeceğini hüküm altına almıştır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu yaptırımı ağır olan bir suçtur. Bu nedenle bu suçtan sanık olan kişilerin, iyi ve tecrübeli bir ceza avukatı ile süreci yönetmeleri menfaatlerine olacaktır. Arslan Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu olarak ceza davalarında en iyi şekilde profesyonel destek almanız önceliğimizdir.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?