Av. Arb. Utku ARSLAN
·
0 545 685 59 39
·
av.utkuarslan@gmail.com
Bize Ulaşın

Vücut Dokunulmazlığının İhlal Edilmesi – Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu

KARAR ÖZETİ:
Sanığın eyleminin cinsel arzularını tatmin amacı taşıdığı, mağdurenin vücut dokunulmazlığını farklı zamanlarda ve birden fazla kez ani hareketlerle ihlal ederek zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinden, cinsel taciz suçundan hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.

İLGİLİ MAKALE:
Çocukların cinsel istismarı suçunun konusu, nitelikli halleri, manevi unsurları , suçun özel görünüş şekilleri ve cezasına ilişkin hazırladığımız makaleyi incelemek için tıklayınız: Çocukların Cinsel İstismarı (TCK 103. md.)  

İLGİLİ MAKALE:
Cinsel taciz suçunun konusu, nitelikli halleri, manevi unsurları , suçun özel görünüş şekilleri ve cezasına ilişkin hazırladığımız makaleyi incelemek için tıklayınız: Cinsel Taciz Suçu ve Cezası (TCK 105 Md.) 

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

2014/14-342 ESAS

2017/476 KARAR

DAVA :

Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ….’un 765 Sayılı TCK’nun 421/ikinci cümle ve 80 ile 647 Sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca 2310 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2010 gün ve 13-500 Sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 23.12.2013 gün ve 4359-13704 sayı ile;

“Sanığın suç tarihlerinde mağdurenin farklı günlerde kolundan tutması şeklindeki eylemlerinin cinsel arzularını tatmin amacına yönelik olmadığı ancak eylemleri gerçekleştirdiği sırada mağdureden hoşlandığını söylemesinin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nun 105/1, 43. maddesi yerine sarkıntılık suçundan hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 02.03.2014 gün ve 3281 sayı ile;

“İtirazlarımız sanığın oluştuğu kabul edilen eylemlerinin TCK’nun 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu mu yoksa aynı kanunun 103. maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 103. maddesinde, çocuklara yönelik cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Kanunda erişkin kişilere karşı işlenen eylemler yönünden ‘cinsel saldırı’ terimi, çocuklara yönelik cinsel içerikli eylemler için ise ‘cinsel istismar’ ifadesi kullanılmıştır. Bu suçla korunan hukuksal yarar, kişinin cinsel özgürlük ve dokunulmazlığıdır. Maddenin 1. fıkrasında, cinsel istismar suçunun temel şekli açısından cezai yaptırım düzenlenmiştir. Maddede cinsel istismar olarak kabul edilen ‘cinsel davranışların’ neler olduğu belirtilmemiştir. Türk Ceza Kanununun 102. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, cinsel davranış, kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik, ancak cinsel ilişki boyutuna varmayan davranışlardır. 103. maddenin 2. fıkrasında, bu suçun işleniş tarzı itibarıyla nitelikli hâli tanımlanmıştır. Buna göre, cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 103. maddesi bağlamında çocuğun cinsel istismarı suçunu, çocuğa karşı bedensel temas içeren her türlü cinsel hareket olarak tanımlanabilir.

Bu açıklamalar ışığında davaya konu olayımız incelendiğinde;

Yüksek 14. Ceza Dairesi ile Başsavcılığımız arasında suçun sübutuna ve oluşumuna dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Sanık 2004 yılı Mayıs ayında mağdureye karşı sırnaşıkça söz atması sebebiyle sarkıntılık suçundan cezalandırılmış, ancak bu hüküm zamanaşımına uğraması sebebiyle nedeniyle Yüksek Dairece kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Sanık bu tarihten sonra 2005 yılı Aralık ayında mağdurenin yanına giderek ‘Ya ben senden vazgeçemiyorum, anlasana’ şeklinde sözler söylemiş, sonraki bir günde de mağdure voleybol maçına giderken arkasından ‘yanıma gel, yanıma gel’ diye bağırarak kolunu tutmuş, mağdure korkarak panik halinde elindeki ayakkabı poşetini sanığın kafasına vurup olay yerinden kaçarak ve tanımadığı birinden yardım istemek suretiyle kurtulabilmiştir. Bu olayın ertesi gününde de mağdure okuldan çıktığı ve ileride yürüyen dedesine doğru gittiği sırada sanık yaklaşarak bir şey söylemeden kolundan tutup kendisine doğru çektiği, mağdurenin dedesine beni kurtar diyerek bağırması üzerine sanık mağdureyi bırakmış ve dedesi ile amcası tarafından yakalanmıştır. Özet halinde anlatılan bu oluş karşısında sanığın çok uzun bir süreye yayılan ve söylediği sözlere ve yaptığı hareketlere yansıyan ısrarlı bir kastı gözükmektedir. Eylemlerinde bedensel temas içerecek şekilde cinsel tatmin amacı açık olarak anlaşılmaktadır. Bu itibarla sanığın eylemleri çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu halde Yüksek Dairenin cinsel taciz suçundan cezalandırılması gerekeceği şeklindeki bozma kararının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 Sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 18.03.2014 gün ve 3233-3548 sayı ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

KARAR :

Sanığın 2004 yılı Mayıs ayında işlediği iddia olunan sarkıntılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü hakkında Özel Dairece zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanığın 25.12.2005-28.12.2005 tarihleri arasındaki eylemlerine dair kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Mağdure …’in 03.02.1993 doğumlu olup suç tarihi itibarıyla 13 yaşının içinde bulunduğu ve ortaokulda öğrenim gördüğü,

Sanık ….’un suç tarihi itibarıyla 55 yaşında, boşanmış, dört çocuklu ve işsiz olup Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi raporuna göre cezai sorumluluğunun bulunduğu,

Sanığın 2004 yılı Mayıs ayında mağdurenin yanına giderek yaşını sorduktan sonra “bir cafede oturup sohbet edelim, senden hoşlanıyorum” dediği, sanığın 2005 yılı Aralık ayının son haftasında da eylemlerine devam ettiği ve 28.12.2005 tarihinde mağdurenin yakınları tarafından yakalanıp kolluğa teslim edilmesinin ardından soruşturmanın başladığı,

Anlaşılmıştır.

Mağdure … kollukta; 2004 yılında dedesinin fırınında çalıştığını, sanığın yanına gelip “ben senden vazgeçiyorum” demesi üzerine babasını çağırdığını, sanığın da koşarak kaçtığını, 25.12.2005 tarihinde saat 07.00 sıralarında okula giderken sanığın karşısına çıkıp “ya ben senden vazgeçemiyorum, anlasana” dediğini, orada bulunan bir yakınına seslenmesi üzerine sanığın kaçtığını, 27.12.2005 tarihinde … Bulvarı üzerinde yürürken sanığın arkasından koşarak gelip “yanıma gel, yanıma gel” dediğini, bunun üzerine korkup koşmaya başladığını, sanığın da peşinden koşarak kolunu tuttuğunu, kafasına elindeki poşetle vurarak sanıktan kurtulduğunu, tanımadığı bir kişiden yardım isteyince sanığın kaçtığını, bu durumu ailesine de anlattığını, 28.12.2005 tarihinde ise İstanbul caddesinde yürürken sanığın arkasından yürümeye başladığını fark edince camiden çıkan dedesinden yardım istediğini, sonrasında amcası ve dedesinin sanığı yakaladıklarını,

Savcılıkta; 25.12.2005 tarihinde saat 07.00 sıralarında okula giderken sanığın yanına yaklaşıp kolundan tutarak “yanıma gel” dediğini, bağırması üzerine sanığın uzaklaştığını, 26.12.2005 tarihinde sanığın fırına geldiğini, sanığı gösterdiği annesinin kızarak babasını çağırmaya gittiğini, bu esnada sanığın “anlamıyor musun, senden hoşlanıyorum” diyerek gittiğini, 28.12.2005 tarihinde okuldan çıkıp eve doğru yürürken sanığın kolundan tuttuğunu, bağırması üzerine dedesinin sanığı yakaladığını,

Duruşmada; 2005 yılında okula yakınları ile gitmeye başladığını, sanığın davranışlarını annesine anlattığını, anlattıktan iki gün sonra sanığın fırına geldiğini, sanığı gösterdiği annesinin sanığa kızdığını, sanığın ise “yalan söylüyor” diyerek kaçtığını, daha sonraki bir günde yolda yürürken sanığın arkasından gelip kolunu tuttuğunu, elindeki poşeti kafasına vurup yardım istemesi üzerine sanığın kaçtığını, ertesi gün okul çıkışında dedesine doğru yürürken sanığın yine gelip kolundan tutarak kendisine doğru çektiğini, bağırması üzerine dedesinin sanığı yakaladığını,

Katılan …; kızı olan mağdureden öğrendiğine göre sanığın uzun süreden beri mağdurenin yolunu kesip “seni seviyorum, hoşlanıyorum” dediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu,

Tanık Muzaffer Yurtseven; torunu olan mağdurenin bağırması üzerine baktığında sanığın mağdurenin kolundan tuttuğunu gördüğünü ve sonrasında sanığı yakaladığını,

Tanık Zafer Yurtseven; sanığın, yeğeni olan mağdurenin elinden tuttuğunu gördüğünü,

Beyan etmişlerdir.

Sanık …., mağdureye yönelik bir eyleminin bulunmadığını savunmuştur.

Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nun 103. maddesinde;

“ ( 1 ) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a- ) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b- ) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

( 2 ) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

( 3 ) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

( 4 ) Cinsel istismarın, birinci fıkranın ( a ) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

( 5 ) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna dair hükümler uygulanır.

( 6 ) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

( 7 ) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş iken,

Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 59. maddesiyle;

“ ( 1 ) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a- ) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b- ) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

anlaşılır.

( 2 ) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

( 3 ) Suçun;

a- ) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b- ) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c- ) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d- ) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e- ) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

( 4 ) Cinsel istismarın, birinci fıkranın ( a ) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da ( b ) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

( 5 ) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna dair hükümler uygulanır.

( 6 ) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur” halini almıştır.

Cinsel taciz suçu ise 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nun 105. maddesinde;

” ( 1 ) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.

( 2 ) Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil sebebiyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz” şeklinde düzenlenmiş iken,

Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 61. maddesiyle ” ( 1 ) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

( 2 ) Suçun;

a- ) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b- ) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c- ) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d- ) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e- ) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil sebebiyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz” şeklinde değiştirilmiştir.

Öte yandan TCK’nun 102. maddesinde yer alan cinsel saldırı suçuna, çocukların cinsel istismarı suçu ile benzer şekilde değişiklikler getiren 6545 Sayılı Kanun’un 58. maddesinin gerekçesinde;

“Türk Ceza Kanununun 102 ve 103. maddelerinde tanımlanan suçların temel şekli ile 105. maddesinde tanımlanan cinsel taciz suçu arasındaki ayırım ölçütü, fiziksel temastır. 105. maddede tanımlanan suçun oluşabilmesi için mağdurun vücuduna fiziksel bir temas söz konusu değildir. Buna karşılık, cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olarak mağdurun vücuduna fiziksel temasta bulunulması halinde, mağdurun çocuk olup olmamasına göre 102 veya 103. maddede tanımlanan suçlardan biri oluşmaktadır” açıklamalarına yer verilmiştir.

Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Sanığın 25.12.2005 tarihinde saat 07.00 sıralarında okula giden mağdurenin yoluna çıkıp yanına yaklaştıktan sonra “ya ben senden vazgeçemiyorum, anlasana” dediği, sanığın 27.12.2005 tarihinde yürümekte olan mağdurenin arkasından gelip “yanıma gel, yanıma” diyerek seslenmesinin ardından kolunu tuttuğu, 28.12.2005 tarihinde ise sanığın yine yolda yürüyen mağdurenin yanına yaklaşıp kolundan tutarak kendisine doğru çektiği olayda; sanığın eylemlerinin öncesinde mağdureye karşı sarf ettiği sözler ile eylem sırasında mağdureyi kendisine doğru çekmesi de nazara alındığında, cinsel arzularını tatmin amacı taşıdığı anlaşılan sanığın, mağdurenin vücut dokunulmazlığını bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı zamanlarda ve birden fazla kez ani hareketlerle ihlal ederek zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmelidir.

Yerel mahkemece sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 765 Sayılı TCK hükümlerine göre karar verilmesi kanuna aykırı olup, aynı zamanda hükümden sonra 5237 Sayılı TCK’nun 103. maddesinde 6545 Sayılı Kanun ile birinci fıkraya;“Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir” ibaresinin eklenmesi de gözetildiğinde, sanığın hukuki durumunun 5237 Sayılı TCK çerçevesinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yürürlükte bulunmayan 765 Sayılı TCK’ya göre karar verilmesi isabetsizliğinden 6545 Sayılı Kanun değişikliği de gözetilerek kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle,

1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- ) Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 23.12.2013 gün ve 4359-13704 Sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- ) Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 gün ve 13-500 Sayılı kararının yürürlükte bulunmayan 765 Sayılı TCK’ya göre karar verilmesi isabetsizliğinden 6545 Sayılı Kanun değişikliği de gözetilerek kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA,

4- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.11.2017 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

WeCreativez WhatsApp Support
Bilgilendirme: Avukatımız tarafından hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi durumunda, yapılan görüşmeler Avukatlık Kanununun 164. maddesi gereği danışmanlık ücretine tabidir.
👋 Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?